İskandinav havası Emre Aydın'a yaradı 'Afili Yalnızlık' isimli ilk albümü ile büyük bir hayran kitlesi edinen ve müzik kariyerinde hızla yol alan Emre Aydın'ın ikinci albümü, hüzünlü ve karanlık tonuyla 'Kağıt Evler' karşımızda.İlk albümü 'Afili Yalnızlık'ın üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen albüme de adını veren o şarkı, hafızalardaki yerini hala koruyor. Karanlık ve biraz da depresif şarkılarıyla tanınan Emre Aydın aynı zamanda iyi de bir hikaye anlatıcı... Şarkı yazarkenki en güçlü motivasyonunun 'iyi bir şarkı yazmak' olduğunu söyleyen Emre Aydın, 'Peki ya aşk, hisler?' diye sorunca, cevaplıyor: 'Başkalarına aşkı anlattığımı düşünmüyorum. Ama nedense böyle bir algı var. Protest şarkılardan hoşlanmıyorum, müzik dinlerken keyif almak isterim. Neşeyi de üzerine konuşulacak bir şey olarak görmüyorum. Geriye karanlık ve hüzünlü şeyler kalıyor. Evet, aşk şarkısı da var albümde ama ben bile kafamı takmıyorum buna' diyor.
Her ne olursa olsun aşkla karışık hüzün var albümde ve bolca da İskandinav etkisi!
- Perşembe günü ikinci albüm 'Kağıt Evler' piyasaya çıktı. İlkinin başarısından sonra ikincisi için stres yaşadınız mı? Aslında oldukça rahatım. Albümün ilk klip şarkısı 'Bu Yağmurlar'ın başarılı olması bizi çok rahatlattı. İkinci albüm sendromu zaten yaşamamıştım ama yine de içimi rahatlattı bu...
- 'Afili Yalnızlık'tan sonra sıkı bir dinleyici kitleniz oldu, bunun rahatlığı da olsa gerek...İlk defa, bir dinleyici kitlem olduğunu bilerek albüm yaptım. Eğer bir kitleniz yoksa borçla yapıyormuşsunuz hissi oluşuyor. Şarkıların 30'ar saniyelik bölümlerini internete yükledik ve insanların tepkilerini de ölçme şansımız oldu.
- Albümün ismi bir metafor mu? Ne kadar zor yapılsa da o kadar kolay yıkılır 'Kağıt Evler'... Aynen öyle. 'Kağıt Evler' metaforunu bulana kadar, eksiksiz bir isim bulamamıştım. Hem bu albümün hem de genel müzikal duruşun tanımı olabilecek bir şey olduğu için bu ismi seçtik.
HERKESİN FRENLEYİCİLERİ VARDIR- Albüm İsveç'te kaydedildi. Şarkılarınız zaten depresif ve melankoliktir. Üzerine bir de Kuzey Avrupa'nın karanlık ve depresif havası albüme yansıdı mı? Tabii ki etkiledi. İskandinav ülkelerinin karanlığını ve soğuğunu hep duyardım ama gidip orada 2 ay kalınca ne demek olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. İsveç'i özellikle karanlık bir tarafı olduğu için tercih etmedim. Albümde birlikte çalıştığım prodüktör Mats Valentin için tercih ettim. Mats İspanya'da yaşıyor olsaydı ben de İspanya'ya giderdim.
- İskandinav topluluklar son dönemde müzik piyasasında hayli popüler. Onların dünyaya açılmasıyla, İskandinav etkisi de yaygınlaştı. Orada böyle bir izlenime kapıldınız mı?Dünyada müzik piyasasının İsveçli dolu olduğunu söyleyebilirim. Avrupa hatta Amerika'da pastada dilimleri çok büyük. Müzik piyasasında da, kim ne yapıyorsa İsveç'te yapmaya çalışıyor. Daha yetenekli oldukları için değil ama çok çalışkan ve vizyon sahibi oldukları için tercih ediliyorlar. Bakış açıları hem Amerikalı hem Avrupalı olduğu için orada genel bir artı değer var. İsveç'in ardından da Norveç zorluyor piyasayı. İsveç kazandığının yarısını yatırıma harcıyor. Bir binaya giriyorsunuz, yan yana 10 tane stüdyo var. Birinde country, birinde rock albümü kaydediliyor bir yandaysa biz, içinde ney olan 'Hoşçakal'ı kaydediyoruz. Bir acayip yani... Taksiye biniyorsunuz şoför de müzikten bahsediyor.
- İsveç'te müzik piyasası gelişirken diğer yanda telif hakları konusundaki düzenlemelere karşı gelişen Pirate Bay gibi oluşumlar da buradan çıkıyor. Bu karşı tavrı hissettiniz mi?Pek hissetmedim. Marketin içinde çalışan ve oradan para kazanan insanlarla olduğum için bu tarz şeyleri fark etmedim. Müziğe ulaşmak herkesin hakkıdır ama kaynak olmayınca nasıl müzik yapılacak? Zaten indiriyorlar bir de tantanasını yapmaya gerek yok. Güzel kalitede platformlar oluşturmaya çalışılmalı bence. İnternet kullanıcıları çok fazla zamanı olan insanlar olarak görülse de durum öyle değil. Örneğin ben 'Bu Yağmurlar' ilk çıktığında uğur olsun diye bir platformdan indirmeye kalktım, kendi şarkımı satın alamadım! Çünkü teknik olarak bir sürü pürüz çıktı karşıma!
- Açılış şarkısı 'Bu Yağmurlar'da, avaz avaz haykırılan bir hüzün var. Uçurumun kenarına geldiğinizde tutunacak birini arıyor musunuz? Şarkı sözü abartılarak yazılan bir şeydir. Zor zamanlarda arkadaşlarıma ya da anneme telefon açıp 'Uçurumun kenarındayım koşun' demiyorum tabii!
- Ama dinleyeler için öyle bir etkiyi yaratıyor!Sanırım bu sadece dinleme anında geçerli bir etki. İnsanın en zor zamanlarında frenleyicileri olur hep. Şarkıda seslendiğim 'anne' de bunlardan biri. Bu tip depresif bir şey düşündüğünüzde perdenin altında tutuyorsunuz ve şarkı yazarken ortaya çıkıyor. Müzikle de birleşince o hüzün etkisi artıyor tabii...
'KAĞIT EVLER' DAHA İYİ BİR ALBÜM OLDU- Şarkılarınız melankolik ve karanlık olduğu kadar içtendir de aynı zamanda. İki albüme dışarıdan bakınca ne hissettiriyor size?'Kağıt Evler' kesinlikle daha iyi bir albüm. Birebir karşılaştırmadım ama birbirlerine yakın olduklarını düşünüyorum. Şarkı sözlerini karşılaştıracak olursam; daha olgun olmuş. Bunu yazarken fark etmedim ama aradan 4 yıl geçti tabii... Vicdani olarak, içsel olarak yaptığınız işi siz bilirsiniz. İki albümden daha çok gurur duyacağım 'Kağıt Evler' olacaktır.
- Albümde yaş konusundaki göndermeler dikkat çekiyor hemen...'Afili Yanlızlık'ı yazarken hep tamlamalar kullanarak anlatmak gibi bir sıkıntım olmuş. Anladım ki olayı ucuzlatmadan yalın biçimde yazmak önemli. Basit bir cümle derdinizi daha iyi anlatabiliyor.
Sürprizler tehlikelidir!- Kayıt aşamasındaki sürprizler canınızı sıkar mı?Hoşlanmıyorum ama çok sürpriz olur; vokalleri kaydederken bile nota sehpasında hep kalem durur her an bir şey yazabilirim diye. Sözleri söylerken bile değiştirdiğim oluyor. Kaç tane şarkın var sorusunun cevabı yok çünkü her birinin onar versiyonu var, hep sağından solunda çekiştiriyorum. Şansa bırakmak da istemem bazı şeyleri çünkü bir albüm hayatınız boyunca bir yerinizde duruyor. İçinde bir şey sizi rahatsız ederse bu ömrünüz boyunca kalır. Bu yüzden sürprizlerden hoşlanmıyorum.
- Peki ya hayattaki sürprizler? Sürpriz tehlikeli bir şey! Sürpriz kelimesini duyunca gözü parlayan insanlardan değilim ama iyi bir sürprizden kim hoşlanmaz? Mesela sürpriz bir doğum günü partisine çok sevineceğimi sanmam ama arkadaşlarım beni düşündüğü için de iyi hissederim.
Twitter'da eğleniyorum- Facebook'ta bol bol hayranınız Twitter'da da aktif bir hesabınız var. İnternette vakit geçirmekten, bu sitelere bakmaktan keyif alıyor musunuz?
Sitemin webmaster'ı bana sürekli 'şu siteye gir, bu siteye bak' diyor. Daha önceleri onun bu isteklerini geçiştiriyordum ama sonra ben de ilgi duymaya, adapte olmaya başladım. Bir de bu bir ekip işi.
Biri bana 'Twitter'a girmen gerekiyor abi' dediyse girmem gerek! Sonradan bu sitelerde vakit geçirirken ben de eğlenmeye başladım. Beni dinleyenlerle iletişim kurmak açısından da o sitelerde yer almayı faydalı buluyorum.
Alıntıdır.