Bazı şarkılar vardır ki, onların herkes tarafından sevilip söylenmesi için öyle çok büyük promosyon ve tanıtım çalışmalarına gerek kalmaz. Onlar bir şekilde dilden dile dolanır ya da dikkat çekmeyi başarır. Kimi internet aracılığıyla şehir efsanesi tadındaki öykülerle, kimi iyi ve kaliteli hazırlandığı belli olan bir albümün içinde… İşte o şarkıların en “afilisi” ve en yenisi hangisi desem, mutlaka onun adını sayacaksınız. Emre Aydın ve yalnızlık nasıl “aldatan bir kadın kadar düşman”dır sorusunun etrafında yaptığımız söyleşi aşağıdaki satırlarda. Gözlerindeki zeka pırıltıları kolayca görülebilen, gündemden haberdar, kelimeleri yalnızca şarkılarda değil, konuşurken de özenle seçen bu genç adamın, “aman da ne kadar güzel şarkılar yazmış… Fakat pek bir depresif” diye sunulması haksızlık bence. Peki nasıl biriymiş öğrenmek istiyorsanız, buyurun keyifle okuyun…
“Yalnızlığın afilisi” nasıl olurmuş sayende öğrendik. Bir de Emre Aydın kimdir onu öğrenelim.
- 1981, Isparta doğumluyum. Aslında Antalyalıyız ama ailemin memuriyeti dolayısıyla orada bulunuyormuşuz. Şu anda ailem Antalya’da. İlkokulun bir kısmını Isparta’da okudum, sonra Antalya’da devam ettim. İzmir – Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim.
İlkokulda bağlama çalardım, ortaokulda gitara dönüştü. Okul gruplarıyla pilav günlerinde sahneye çıkardım. İlk profesyonel diyebileceğim adım, 2002’de yapılan “Sing Your Song” yarışmasında aldığım birincilik ile oldu. Bu birincilik, bir yıl sonra iki kişiden oluşan 6.Cadde Grubu’nun ilk albümünün çıkmasını sağladı. Ancak şanssızlık eseri albüm çıktıktan hemen sonra plak şirketi kapandı. Tabii İzmir’e geri döndük. Grubun diğer üyesi Onur, müziğe profesyonel olarak devam etmeme kararı aldı. Böylelikle yalnız kaldım. İkinci albüm için şarkılarımız neredeyse hazırdı. Ben devam edeceğim dedim ve okul sonrası İstanbul’a geldim. Altı ay kadar albümün hazırlanması sürdü. Bir altı aylık bekleme süresi… Ekim başında ise “Afili Yalnızlık” albümü çıktı.
6.Cadde zamanından seni tanıyan çok insan var. Bu bekleme süresinde de sana bayağı destekleri olmuş. Hatta o kitleyi sakinleştirebilmek adına, bir klip çekip internet sitende yayınlamışsın.
- İnsanlar 6.Cadde’den Emre Aydın’a dönünce müziğimi merak ettiler. Biz de “bu albümde bunun gibi bir şarkı” demek üzere bir şarkıyı internete verdik. Şarkı beklemediğimiz kadar çok sayıda indirilince klip de çektik. Aslında bu klip sadece o fan-klüp için yapıldı. Ancak internet ortamında bayağı dağıldı.
Bu şarkı bu kadar sevilmiş olmasına rağmen sen neden çıkış şarkısı olarak Afili Yalnızlık’ı seçtin?
- Albümün teması olan yalnızlığı çok iyi özetliyor bu şarkı.
“Afili” ilginç bir kelime, yalnızlığı bu kelimeyle sıfatlandırmak da çok alışılmış değil. Hep böyle değişik tanımlar yapmayı sever misin?
- Kullanırım. Hatta bazen babam; “Osmanlıca kelimeler kullanıp durma, benim neslim bile kullanmıyor bunları” diyor. Bazen sokak ağzı, bazen eski Türkçe kelimeleri kullanırım.
Albümde yalnızlık şarkıları hakim. Albümde bir bütünlük olması neden senin için önemli?
- Bir albüm aldığımda, içinde her türlü duygu varsa ben rahatsız oluyorum. Bu göreceli bir durum tabİi, bu benim kişisel görüşüm, öylesinden hoşlanmıyorum. Albümün bir bütünlüğü olsun isteyince, elimde de yalnızlık temalı çok şarkı olunca albümün genel ruh hali böyle oldu.
Albümün dikkat çeken şarkılarından biri de daha önce Umay Umay’ın seslendirdiği “Hareket Vakti” coverı.
- Çok sevdiğim bir Barlas şarkısıdır Hareket Vakti. Albümdeki gitme - kalma durumuna da çok uygun olduğunu düşündüm.
Afili Yalnızlık’ta acı çeken ama acıdan biraz da hoşlanan bir ruh hali seziyorum ben. Yanlış mı?
- Bu acıdan zevk alıyorum durumu bütün albümde var ama mazoşistlik derecesinde değil. Sinirli de bir şarkı Afili Yalnızlık; ölsem, kaçsam gitsem diyor. Depresif ama morali bozulduğu için kendini salmayan, hatta bu acıları katalizör olarak kullanan birinin söylemleri var şarkılarda. Arada bir “şarkılar ne kadar arabesk” yorumları da geliyor ama bunlar “yerlerde sürünüyorum” diyen şarkılar değil, yani arabesk değil.
Bir de genel kanı olarak, dinleyenlerin en çok sevdiği bir bölüm var şarkıda. Hangisi olduğunu biliyor musun?
- Sövdüm kısmı mı?
Evet. Okuduğum ve duyduğum yorumlar bu yönde, sen de duymuş muydun?
- Hayır. Ama ben de en çok o bölümü seviyorum.
Albümün geneline bakınca iyi yazılmış sözler var. Ve bence bir söz yazarı olarak iddialısın. Peki bir vokal olarak kendini iddialı görüyor musun?
- Ben söze de, müziğe de, vokal performansına da aynı özeni göstermeye çalışırım. Kendimi dinlerken ne çok iyi şarkı yazmışım, ne de çok iyi söylemişim diyorum ama ortaya çıkan şey, beni şu an tatmin ediyor. İyi bir albüm yaptım.
Alışılmışın dışında bir klip Afili Yalnızlık’ın klibi. Peki madem iddiadan bahsediyoruz, öyle sorayım. Emre Aydın kendini klipte göstermeyecek kadar iddialı mıdır?
- Yon Thomas bize senaryoyu getirdi, güzel bir senaryo dedik. Şebnem Dönmez’den de onay alındı. İlk başlarda, olur mu canım öyle şey, abartıyorsunuz dendi ama bu bir riskti ve bizce alınmalıydı. Albüme ve şarkıya güvenin bir göstergesidir Emre Aydın’ın bu klipte yalnız 1 - 2 saniye görünüyor olması… Ama yanlış anlaşılmasın, biz müthiş bir iş yaptık diye ortalıkta dolaşmıyoruz. Netice var ortada, şu an albümüm en çok satan ikinci albüm. Mesela 6. Cadde albümü hiç tiraj yapamamış olmasına rağmen bana göre albümde 4 - 5 tane iyi şarkı vardı. Bu albümün de tirajı iyi olmasaydı yine ben, iyi bir albüm yaptık diyecektim. Bir şarkının ve klipinin sevilip beğenilmesi için illa damlarda kafa üstü dönen dansçılar, yarı çıplak mankenler falan olması gerekmiyormuş.
Kliple ilgili çok konuşuldu, başlarda lezbiyen bir ilişki mi var acaba dendi. Bir kadın aşk mektupları yazıp, bir kadının adını yazdığı bir zarfa koyuyor…
- Evet, başta bu yanılgıya düşüldü. Ama sonradan anlaşıldı, aslında o mektuplar kadının kendisine gönderdiği mektuplar…
Bir de zarfın üzerinde yazan isim konusu var. Acaba birine gönderme yapılıyor mu diye merak ediliyor.
- Arzu Aydınoğlu. Ama gönderme yok, o uydurma bir isim ve adres.
İnsanlardan gelen yoğun beğeni sonrasında seninle birçok röportaj yapıldı. Bunların çoğunda yalnız ve depresif bir adam portresi çizildi senin için. Nedir bu durum, bu kadar depresif bir adam mısın sahi sen?
- Bu durum beni de rahatsız etti açıkçası. Tamam ben depresif bir adamım. Öyle çok sosyal biri de değilim, evde vakit geçirmeyi severim. Gün içinde modumun düştüğü bir - iki saat mutlaka olur. Zaten öyle zamanlarda şarkı yapmaya ve yazmaya çalışıyorum. Ama çok asosyal, tamamen depresiflik dışında başka hali olmayan biri de değilim.
Depresiflik beraberinde tersliği de getirir. Sen ters bir adam mısın?
- Sebepsiz yere terslik çıkaran biri değilim, daha çok sakin olmaya çalışırım. Söylediğim zaman şaşırırlar ama biraz sinirliyimdir. Ama durduk yere kimseye sarmam. Genelde kimseyi kırmamaya çalışırım. Çünkü, böyle bir şey olduktan sonra o mevzu kapansa dahi benim kafamda kapanmaz, pişmanlığını yaşarım.
Yalnızlığa şarkılar yazmak ve söylemek, “ben çok mutlu bir aşk yaşıyorum” diyen şarkılar yazmak ve söylemekten daha mı asil, daha mı “cool” ?
- Evet, öyle aslında. “Ben çok mutluyum, yaşasın aşk, en büyük aşk” diyen şarkılar pek asil durmuyor ama bir dinleyici olarak bana göre… Ben hayatımda hiçbir zaman mutlu bir aşk şarkısını çok sevmedim. Bu galiba yapısal bir durum. Bence hem dinleyici olarak, hem de şarkı yazmaya çalışan biri olarak, yalnızlığa şarkılar yazmak daha asil.
Galiba bu biraz da aşkın kendisiyle alakalı. Hani aşk ulaşılamaz, imkansız olduğunda, daha fazla aşktır. Ne dersin?
- Evet, öyle sanırım.
Yaşadıklarını yazan biri olduğunu söylediğini okumuştum. Peki ya günün birinde çok mutlu bir aşk yaşarsan ne olacak? O zaman ne yapacaksın?
- Herhangi bir sebepten mutluysam yazmıyorum ki zaten. Mutlu olunca sırıtırsınız. Mesela ben şarkılarımı yazarken, ışık az olur, biraz mutsuz bir modda olurum. Mutlu olunduğunda zaten tadı çıkarılır ki… Aslında ben mutlu bir aşk yaşayacağıma pek ihtimal vermiyorum bu koşuşturma içinde… Olursa da başımın üzerine yeri var tabii:) Ben mutlu aşk şarkısı dinlemiyorum, sevmiyorum da… Mutlu bir aşk yaşarsam da şarkı yazmam başka bir şey yaparım herhalde.
Uzun zamandır karşılaştığım en iyi şarkı sözleri olduğunu söyleyebilirim seninkilerin… Sendeki durum çok okuyan mı, çok görüp geçiren mi?
- İkisi de aslında… Bu albümde yer alan, bir ilişkinin bitmesiyle gelen yalnızlıkta söylenen şarkılarım, tek bir kişi için yazıldı. 6. Cadde albümünde yer alan şarkılar da aynı kişiyedir. Hani çok görüp geçirmek gerekmiyor. Bir tane sağlam görüp geçirirseniz, yeter. O malzemeyi verir zaten o. Ama bu tabiî ki okumakla da alakalı.
Rock müzik yapan erkek şarkıcılarda genelde “tek bir kadına bağlı kalamam, bağlanma sorunlarım var” diyenler çoğunlukta. Sen bu bağlanma konularına nasıl bakıyorsun?
- Ben bağlanmaktan korkmuyorum. Herhangi bir şeyimi kaybetmiyorum bağlanınca. Zaten Louis Aragon demiş ki; “mutlu aşk yoktur, tersini de ispat eden olmamıştır.” Bu yüzden bu bağlanma korkusu diye bir şeye takılmadım hiçbir zaman. Kaldı ki yanımdaki insan benim için yeterince değerli değilse, yanımda olmasın zaten. İlla hayatımda birisi olsun diye birini hayatıma sokmam. Hayatıma 3 - 5 gün, bir haftalık birisinin girmesi bir şey kazandırmıyor ya da girmeyince de bir şey kaybetmiyorum. Sadece aşk için değil, her konuda, bağlanacak kadar değer vermediğim biri benim hayatımda neden olsun ki? Bu sadece zaman kaybı olur. Ya sadece cinsel birliktelik yaşarsınız, ya da herhangi bir şey üzerine konuşmuş olursunuz. Bir şeyin acıtması ya da mutlu etmesini, hiçbir şeyin olmamasına tercih ederim. Asla her şeyi kontrol edemiyorsunuz, o yüzden başkalarının ya da çevrenin sizin hayatınıza dahil olduğu durumları kontrol etmek için değişik hareketler yapmak, korkup uzak durmak, canım acımasın diye duvarlar örmek mantıklı değil.
Biraz daha sana özel şeylerden bahsedelim, yakın çevrendeki arkadaşların kimlerdir, neler yaparsınız bir araya geldiğinizde?
- En yakın arkadaşım Fadıl’la beraber geldik İstanbul’a. Benimle çalışan “grgdn” şirketine girdi o da. Aynı evde kalıyoruz. Her şeyimi bilen arkadaşım odur. Şiir kitabı okumayı seviyorum. Atilla İlhan ve Edip Cansever’i okumaktan büyük keyif alırım. Eğlenmek için arkadaşlarımla herhangi bir yerde olmam yeterli.
Kova burcusun, mantıklı, zeki ve genelde duygularıyla hareket etmeyen insanlardır kovalar. Bir de kolay fikir değiştirmezler, sende durum nasıl?
- Önyargılı değilimdir, yeni fikirlere de açığımdır ama kolay fikir değiştirmem. Bir sanat okulunda, “Sanatın yarı ciddi, yarı ciddiyetsiz hallerde yapıldığını, kişiye idrak ettirebilmek için bu okulun yapıldığına” dair bir yazı görmüştüm. Şarkıların yapımı önce duyguyla başlıyor ama işin içine düzenlemeler ve diğer şeyler girince, biraz daha mantık güdümlü olunuyor. Hatta iyice teknik kısmını konuşursak, tam bir matematik olduğunu söyleyebilirim. Sadece mantıkla da olmaz tabii, o zaman fabrikasyon olur. Gündelik hayatta da aynı durum geçerli ama şapşallıklarım da olur hani. Normal şartlarda bana zarar verdiği için hayatımdan çıkarmam gereken insanları, sırf değer verdiğim için çıkarmadığım olur. Ama bir süre sadece…
Emre Aydın kimleri dinler?
- Brit - pop dinlerim. Oasis’i severim. Placebo en sevdiğim gruptur. Trip - hop dinliyorum. Trence ve house müziğe kadar elektronik müzik seviyorum. Ondan sonrasını benim kafam kaldırmıyor. Türkiye’den de Vega’yı seviyorum. Gripin’e bayılıyorum.
Bir röportajında Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’i severek dinlediğini okumuştum. nereden geliyor bu sevgi?
- Bir kere ben herhangi bir müzik türüne kötüdür denilmesinden büyük rahatsızlık duyuyorum. Özellikle de entelektüel kesimde… Orhan Gencebay’ı severim. Özellikle klasiklerinin 2. CD’sini çok severek dinlerim ve orada acayip kaliteli bir iş olduğuna dair her türlü tartışmaya girerim. Büyük bir ustalık duyuyorum orada. Hani şimdi Müslüm Gürses alternatif bir albüm yaptı, ne oldu değişti mi? Hayır. Aynı vokal tekniği, aynı ses… Kayıt daha güzel o kadar. Müslüm Gürses aynı Müslüm Gürses. O halde neden daha önce tu-kaka diyenler şimdi dinliyor. Yani biz müziği herhangi bir çatıya ait olmak için mi dinliyoruz? Bir şey iyiyse iyidir, değilse de her zaman iyi değildir. İşin şekli değil, özüdür önemli olan.
Albümün çıkmadan önce kişisel web siten aracılığıyla şarkıların internet üzerinden dinlenilebiliyordu. Bu korsan ve mp3 olaylarına nasıl bakıyorsun?
- Korsan olayı göründüğünden daha derin bir şey. Yani evindeki bilgisayarında CD kopyalayıp tezgahta satıp, eve ekmek götüren insanlar değil bunu yapanlar. Bu, organize bir iş artık. Bir hırsızlık sektörü oluşmuş durumda. Bunu dinleyici önler sadece. İnsanlar sevdikleri isimlerin orijinal albümlerini alsınlar ki, bu bir sonraki albümün altyapısına zemin oluştursun.
Alıntıdır Arkadaşlar......... (Bence Sevmiyorum Bu Arada)