Emre Aydın

Gönderen Konu: Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları  ( 26266 Okunma )

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« : 30 Nisan 2008, 22:06:49 »
Bazı şarkılar vardır ki, onların herkes tarafından sevilip söylenmesi için öyle çok büyük promosyon ve tanıtım çalışmalarına gerek kalmaz. Onlar bir şekilde dilden dile dolanır ya da dikkat çekmeyi başarır. Kimi internet aracılığıyla şehir efsanesi tadındaki öykülerle, kimi iyi ve kaliteli hazırlandığı belli olan bir albümün içinde… İşte o şarkıların en “afilisi” ve en yenisi hangisi desem, mutlaka onun adını sayacaksınız. Emre Aydın ve yalnızlık nasıl “aldatan bir kadın kadar düşman”dır sorusunun etrafında yaptığımız söyleşi aşağıdaki satırlarda. Gözlerindeki zeka pırıltıları kolayca görülebilen, gündemden haberdar, kelimeleri yalnızca şarkılarda değil, konuşurken de özenle seçen bu genç adamın, “aman da ne kadar güzel şarkılar yazmış… Fakat pek bir depresif” diye sunulması haksızlık bence. Peki nasıl biriymiş öğrenmek istiyorsanız, buyurun keyifle okuyun…

“Yalnızlığın afilisi” nasıl olurmuş sayende öğrendik. Bir de Emre Aydın kimdir onu öğrenelim.

- 1981, Isparta doğumluyum. Aslında Antalyalıyız ama ailemin memuriyeti dolayısıyla orada bulunuyormuşuz. Şu anda ailem Antalya’da. İlkokulun bir kısmını Isparta’da okudum, sonra Antalya’da devam ettim. İzmir – Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim.
İlkokulda bağlama çalardım, ortaokulda gitara dönüştü. Okul gruplarıyla pilav günlerinde sahneye çıkardım. İlk profesyonel diyebileceğim adım, 2002’de yapılan “Sing Your Song” yarışmasında aldığım birincilik ile oldu. Bu birincilik, bir yıl sonra iki kişiden oluşan 6.Cadde Grubu’nun ilk albümünün çıkmasını sağladı. Ancak şanssızlık eseri albüm çıktıktan hemen sonra plak şirketi kapandı. Tabii İzmir’e geri döndük. Grubun diğer üyesi Onur, müziğe profesyonel olarak devam etmeme kararı aldı. Böylelikle yalnız kaldım. İkinci albüm için şarkılarımız neredeyse hazırdı. Ben devam edeceğim dedim ve okul sonrası İstanbul’a geldim. Altı ay kadar albümün hazırlanması sürdü. Bir altı aylık bekleme süresi… Ekim başında ise “Afili Yalnızlık” albümü çıktı.

6.Cadde zamanından seni tanıyan çok insan var. Bu bekleme süresinde de sana bayağı destekleri olmuş. Hatta o kitleyi sakinleştirebilmek adına, bir klip çekip internet sitende yayınlamışsın.

- İnsanlar 6.Cadde’den Emre Aydın’a dönünce müziğimi merak ettiler. Biz de “bu albümde bunun gibi bir şarkı” demek üzere bir şarkıyı internete verdik. Şarkı beklemediğimiz kadar çok sayıda indirilince klip de çektik. Aslında bu klip sadece o fan-klüp için yapıldı. Ancak internet ortamında bayağı dağıldı.

Bu şarkı bu kadar sevilmiş olmasına rağmen sen neden çıkış şarkısı olarak Afili Yalnızlık’ı seçtin?

- Albümün teması olan yalnızlığı çok iyi özetliyor bu şarkı.

“Afili” ilginç bir kelime, yalnızlığı bu kelimeyle sıfatlandırmak da çok alışılmış değil. Hep böyle değişik tanımlar yapmayı sever misin?

- Kullanırım. Hatta bazen babam; “Osmanlıca kelimeler kullanıp durma, benim neslim bile kullanmıyor bunları” diyor. Bazen sokak ağzı, bazen eski Türkçe kelimeleri kullanırım.

Albümde yalnızlık şarkıları hakim. Albümde bir bütünlük olması neden senin için önemli?

- Bir albüm aldığımda, içinde her türlü duygu varsa ben rahatsız oluyorum. Bu göreceli bir durum tabİi, bu benim kişisel görüşüm, öylesinden hoşlanmıyorum. Albümün bir bütünlüğü olsun isteyince, elimde de yalnızlık temalı çok şarkı olunca albümün genel ruh hali böyle oldu.

Albümün dikkat çeken şarkılarından biri de daha önce Umay Umay’ın seslendirdiği “Hareket Vakti” coverı.

- Çok sevdiğim bir Barlas şarkısıdır Hareket Vakti. Albümdeki gitme - kalma durumuna da çok uygun olduğunu düşündüm.

Afili Yalnızlık’ta acı çeken ama acıdan biraz da hoşlanan bir ruh hali seziyorum ben. Yanlış mı?

- Bu acıdan zevk alıyorum durumu bütün albümde var ama mazoşistlik derecesinde değil. Sinirli de bir şarkı Afili Yalnızlık; ölsem, kaçsam gitsem diyor. Depresif ama morali bozulduğu için kendini salmayan, hatta bu acıları katalizör olarak kullanan birinin söylemleri var şarkılarda. Arada bir “şarkılar ne kadar arabesk” yorumları da geliyor ama bunlar “yerlerde sürünüyorum” diyen şarkılar değil, yani arabesk değil.

Bir de genel kanı olarak, dinleyenlerin en çok sevdiği bir bölüm var şarkıda. Hangisi olduğunu biliyor musun?

- Sövdüm kısmı mı?

Evet. Okuduğum ve duyduğum yorumlar bu yönde, sen de duymuş muydun?

- Hayır. Ama ben de en çok o bölümü seviyorum.

Albümün geneline bakınca iyi yazılmış sözler var. Ve bence bir söz yazarı olarak iddialısın. Peki bir vokal olarak kendini iddialı görüyor musun?

- Ben söze de, müziğe de, vokal performansına da aynı özeni göstermeye çalışırım. Kendimi dinlerken ne çok iyi şarkı yazmışım, ne de çok iyi söylemişim diyorum ama ortaya çıkan şey, beni şu an tatmin ediyor. İyi bir albüm yaptım.

Alışılmışın dışında bir klip Afili Yalnızlık’ın klibi. Peki madem iddiadan bahsediyoruz, öyle sorayım. Emre Aydın kendini klipte göstermeyecek kadar iddialı mıdır?

- Yon Thomas bize senaryoyu getirdi, güzel bir senaryo dedik. Şebnem Dönmez’den de onay alındı. İlk başlarda, olur mu canım öyle şey, abartıyorsunuz dendi ama bu bir riskti ve bizce alınmalıydı. Albüme ve şarkıya güvenin bir göstergesidir Emre Aydın’ın bu klipte yalnız 1 - 2 saniye görünüyor olması… Ama yanlış anlaşılmasın, biz müthiş bir iş yaptık diye ortalıkta dolaşmıyoruz. Netice var ortada, şu an albümüm en çok satan ikinci albüm. Mesela 6. Cadde albümü hiç tiraj yapamamış olmasına rağmen bana göre albümde 4 - 5 tane iyi şarkı vardı. Bu albümün de tirajı iyi olmasaydı yine ben, iyi bir albüm yaptık diyecektim. Bir şarkının ve klipinin sevilip beğenilmesi için illa damlarda kafa üstü dönen dansçılar, yarı çıplak mankenler falan olması gerekmiyormuş.

Kliple ilgili çok konuşuldu, başlarda lezbiyen bir ilişki mi var acaba dendi. Bir kadın aşk mektupları yazıp, bir kadının adını yazdığı bir zarfa koyuyor…

- Evet, başta bu yanılgıya düşüldü. Ama sonradan anlaşıldı, aslında o mektuplar kadının kendisine gönderdiği mektuplar…

Bir de zarfın üzerinde yazan isim konusu var. Acaba birine gönderme yapılıyor mu diye merak ediliyor.

- Arzu Aydınoğlu. Ama gönderme yok, o uydurma bir isim ve adres.

İnsanlardan gelen yoğun beğeni sonrasında seninle birçok röportaj yapıldı. Bunların çoğunda yalnız ve depresif bir adam portresi çizildi senin için. Nedir bu durum, bu kadar depresif bir adam mısın sahi sen?

- Bu durum beni de rahatsız etti açıkçası. Tamam ben depresif bir adamım. Öyle çok sosyal biri de değilim, evde vakit geçirmeyi severim. Gün içinde modumun düştüğü bir - iki saat mutlaka olur. Zaten öyle zamanlarda şarkı yapmaya ve yazmaya çalışıyorum. Ama çok asosyal, tamamen depresiflik dışında başka hali olmayan biri de değilim.

Depresiflik beraberinde tersliği de getirir. Sen ters bir adam mısın?

- Sebepsiz yere terslik çıkaran biri değilim, daha çok sakin olmaya çalışırım. Söylediğim zaman şaşırırlar ama biraz sinirliyimdir. Ama durduk yere kimseye sarmam. Genelde kimseyi kırmamaya çalışırım. Çünkü, böyle bir şey olduktan sonra o mevzu kapansa dahi benim kafamda kapanmaz, pişmanlığını yaşarım.

Yalnızlığa şarkılar yazmak ve söylemek, “ben çok mutlu bir aşk yaşıyorum” diyen şarkılar yazmak ve söylemekten daha mı asil, daha mı “cool” ?

- Evet, öyle aslında. “Ben çok mutluyum, yaşasın aşk, en büyük aşk” diyen şarkılar pek asil durmuyor ama bir dinleyici olarak bana göre… Ben hayatımda hiçbir zaman mutlu bir aşk şarkısını çok sevmedim. Bu galiba yapısal bir durum. Bence hem dinleyici olarak, hem de şarkı yazmaya çalışan biri olarak, yalnızlığa şarkılar yazmak daha asil.

Galiba bu biraz da aşkın kendisiyle alakalı. Hani aşk ulaşılamaz, imkansız olduğunda, daha fazla aşktır. Ne dersin?

- Evet, öyle sanırım.

Yaşadıklarını yazan biri olduğunu söylediğini okumuştum. Peki ya günün birinde çok mutlu bir aşk yaşarsan ne olacak? O zaman ne yapacaksın?

- Herhangi bir sebepten mutluysam yazmıyorum ki zaten. Mutlu olunca sırıtırsınız. Mesela ben şarkılarımı yazarken, ışık az olur, biraz mutsuz bir modda olurum. Mutlu olunduğunda zaten tadı çıkarılır ki… Aslında ben mutlu bir aşk yaşayacağıma pek ihtimal vermiyorum bu koşuşturma içinde… Olursa da başımın üzerine yeri var tabii:) Ben mutlu aşk şarkısı dinlemiyorum, sevmiyorum da… Mutlu bir aşk yaşarsam da şarkı yazmam başka bir şey yaparım herhalde.

Uzun zamandır karşılaştığım en iyi şarkı sözleri olduğunu söyleyebilirim seninkilerin… Sendeki durum çok okuyan mı, çok görüp geçiren mi?

- İkisi de aslında… Bu albümde yer alan, bir ilişkinin bitmesiyle gelen yalnızlıkta söylenen şarkılarım, tek bir kişi için yazıldı. 6. Cadde albümünde yer alan şarkılar da aynı kişiyedir. Hani çok görüp geçirmek gerekmiyor. Bir tane sağlam görüp geçirirseniz, yeter. O malzemeyi verir zaten o. Ama bu tabiî ki okumakla da alakalı.

Rock müzik yapan erkek şarkıcılarda genelde “tek bir kadına bağlı kalamam, bağlanma sorunlarım var” diyenler çoğunlukta. Sen bu bağlanma konularına nasıl bakıyorsun?

- Ben bağlanmaktan korkmuyorum. Herhangi bir şeyimi kaybetmiyorum bağlanınca. Zaten Louis Aragon demiş ki; “mutlu aşk yoktur, tersini de ispat eden olmamıştır.” Bu yüzden bu bağlanma korkusu diye bir şeye takılmadım hiçbir zaman. Kaldı ki yanımdaki insan benim için yeterince değerli değilse, yanımda olmasın zaten. İlla hayatımda birisi olsun diye birini hayatıma sokmam. Hayatıma 3 - 5 gün, bir haftalık birisinin girmesi bir şey kazandırmıyor ya da girmeyince de bir şey kaybetmiyorum. Sadece aşk için değil, her konuda, bağlanacak kadar değer vermediğim biri benim hayatımda neden olsun ki? Bu sadece zaman kaybı olur. Ya sadece cinsel birliktelik yaşarsınız, ya da herhangi bir şey üzerine konuşmuş olursunuz. Bir şeyin acıtması ya da mutlu etmesini, hiçbir şeyin olmamasına tercih ederim. Asla her şeyi kontrol edemiyorsunuz, o yüzden başkalarının ya da çevrenin sizin hayatınıza dahil olduğu durumları kontrol etmek için değişik hareketler yapmak, korkup uzak durmak, canım acımasın diye duvarlar örmek mantıklı değil.

Biraz daha sana özel şeylerden bahsedelim, yakın çevrendeki arkadaşların kimlerdir, neler yaparsınız bir araya geldiğinizde?

- En yakın arkadaşım Fadıl’la beraber geldik İstanbul’a. Benimle çalışan “grgdn” şirketine girdi o da. Aynı evde kalıyoruz. Her şeyimi bilen arkadaşım odur. Şiir kitabı okumayı seviyorum. Atilla İlhan ve Edip Cansever’i okumaktan büyük keyif alırım. Eğlenmek için arkadaşlarımla herhangi bir yerde olmam yeterli.

Kova burcusun, mantıklı, zeki ve genelde duygularıyla hareket etmeyen insanlardır kovalar. Bir de kolay fikir değiştirmezler, sende durum nasıl?

- Önyargılı değilimdir, yeni fikirlere de açığımdır ama kolay fikir değiştirmem. Bir sanat okulunda, “Sanatın yarı ciddi, yarı ciddiyetsiz hallerde yapıldığını, kişiye idrak ettirebilmek için bu okulun yapıldığına” dair bir yazı görmüştüm. Şarkıların yapımı önce duyguyla başlıyor ama işin içine düzenlemeler ve diğer şeyler girince, biraz daha mantık güdümlü olunuyor. Hatta iyice teknik kısmını konuşursak, tam bir matematik olduğunu söyleyebilirim. Sadece mantıkla da olmaz tabii, o zaman fabrikasyon olur. Gündelik hayatta da aynı durum geçerli ama şapşallıklarım da olur hani. Normal şartlarda bana zarar verdiği için hayatımdan çıkarmam gereken insanları, sırf değer verdiğim için çıkarmadığım olur. Ama bir süre sadece…

Emre Aydın kimleri dinler?

- Brit - pop dinlerim. Oasis’i severim. Placebo en sevdiğim gruptur. Trip - hop dinliyorum. Trence ve house müziğe kadar elektronik müzik seviyorum. Ondan sonrasını benim kafam kaldırmıyor. Türkiye’den de Vega’yı seviyorum. Gripin’e bayılıyorum.

Bir röportajında Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’i severek dinlediğini okumuştum. nereden geliyor bu sevgi?

- Bir kere ben herhangi bir müzik türüne kötüdür denilmesinden büyük rahatsızlık duyuyorum. Özellikle de entelektüel kesimde… Orhan Gencebay’ı severim. Özellikle klasiklerinin 2. CD’sini çok severek dinlerim ve orada acayip kaliteli bir iş olduğuna dair her türlü tartışmaya girerim. Büyük bir ustalık duyuyorum orada. Hani şimdi Müslüm Gürses alternatif bir albüm yaptı, ne oldu değişti mi? Hayır. Aynı vokal tekniği, aynı ses… Kayıt daha güzel o kadar. Müslüm Gürses aynı Müslüm Gürses. O halde neden daha önce tu-kaka diyenler şimdi dinliyor. Yani biz müziği herhangi bir çatıya ait olmak için mi dinliyoruz? Bir şey iyiyse iyidir, değilse de her zaman iyi değildir. İşin şekli değil, özüdür önemli olan.

Albümün çıkmadan önce kişisel web siten aracılığıyla şarkıların internet üzerinden dinlenilebiliyordu. Bu korsan ve mp3 olaylarına nasıl bakıyorsun?

- Korsan olayı göründüğünden daha derin bir şey. Yani evindeki bilgisayarında CD kopyalayıp tezgahta satıp, eve ekmek götüren insanlar değil bunu yapanlar. Bu, organize bir iş artık. Bir hırsızlık sektörü oluşmuş durumda. Bunu dinleyici önler sadece. İnsanlar sevdikleri isimlerin orijinal albümlerini alsınlar ki, bu bir sonraki albümün altyapısına zemin oluştursun.

Alıntıdır Arkadaşlar.........   (Bence Sevmiyorum Bu Arada)

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #1 : 30 Nisan 2008, 22:10:16 »
Emre Aydın eve dergisine anlattı: Beni tanıyan âşık olduğumu iki kilometre öteden anlar. En ciddi ilişkim ise geçen yıl bitti. Lisede başlamıştı. Ne dediysem ona, bir de şarkılarını yaptım

Emre Aydın... 2 Şubat 1981 Isparta doğumlu, yani 27 yaşında ve kova burcu. Anadolu’da büyümüş olmanın saflığını koruyabilmiş özel insanlardan biri. İyi bir arkadaş, müzisyen ve insan olduğu konusunda hiç şüphe bırakmayacak kadar açık yürekli ancak iyi bir sevgili olup olmayacağı konusunda söz söylemek zor... İşte Emre Aydın’ın anlattıkları:

AFİLİ yanlızlığı tamamladığımız zaman hangi şarkı ile çıkacağımızı bilmiyorduk. Uzun süre tartıştık. Bunun sebebi, hepsinin çıkış şarkısı olabileceği düşünmemiz

ŞARKILARIMIN tümünün çok beğenildiğini. Hepsinin bu kadar seviliyor olması her şeyi anlatıyor diye düşünüyorum. Bir albüm satın aldığımda da aynı şeyi bekliyorum. 10 şarkılıksa öyle olmalı.

ZOR zamanlar yaşadım. Özellikle 6. Cadde (ilk grubu) ile başlayan ve albül çıkarana kadarki zaman. Solo albümüm hadi çıkaralım gibi olmadı. Zor bir dönemdi. Stüdyoda 5-6 ay yok yere bekledi.

YAPTIĞIM müziğe pop-rock diyebilirim. Pop müzik aklımıza ‘eller havaya’ şarkılara gelmese pop da diyebilirdik.

İKİNCİ albüm için çalışmaya başladık. Hatta bir şarkıyı ciddi ciddi yapmaya başladık. Akustik gitarla da kaydettik.

BİR ilişkim vardı ve geçen yıl bitti. Lise zamanlarında başlamıştı ve aralıklarla devam etti. Ne dediysem karşımdaki insana, bir de onları şarkı yaptım.

AŞIK olunca iptal oluyorum. Her şeyim iptal oluyor. Beni biraz tanıyan biri iki kilometre öteden ne olduğunu anlar.

DEJENERE bir ilişki yaşamadım ve öyle olması gerektiğini düşünüyorum. Kısa süreli, gecelik ilişkiler bana göre değil.

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #2 : 30 Nisan 2008, 22:10:31 »
EMRE Aydın’ın dinlemeye doyamadığı albümler:

# Gülümse (Sezen Aksu)

# Without You I’m Nothing (Placebo)

# On The Radio (Jay Jay Johanson)

# On Yedi (Teoman)

# O (Teoman)

# Belki Alışman Lazım (Duman)

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #3 : 30 Nisan 2008, 22:11:50 »
Powerturk Röportajı ....
EMRE AYDIN SÜREKLI YOLLARDA. ALBÜM ÇIKTIĞINDAN BERI TÜRKIYE’YI DOLAŞIP BIR ÇOK ILDE KONSER VERDINIZ. ŞU SIRALAR NELER YAPIYORSUNUZ ?

Albüm çıkalı bir buçuk iki yıl oldu. Dolayısı ile de yeni albüm hazırlıklarına başlamıştık. Çok heyecanlıyız. Çok fazla konser verdiğimiz için dolayısı ile yeni şarkılarda çalmak istiyoruz. Bizi bu açıdan memnun eden bir gelişme bu. Bir taraftan konserler devam ediyor. Bir taraftan da akustik performanslar için hazırlanıyoruz. Yurt dışında da çeşitli konserler verdik. Yoğun geçiyor.


ALBÜM ÇIKARDIĞINIZ ILK GÜNLERDEN BERI, ÇOK YASAKLI KELİME ! SAHNE ALARAK GENIŞ BIR DINLEYICI KITLESI EDINDINIZ. ŞIMDI YENI ALBÜM ÇALIŞMALARA BAŞLAMIŞSINIZ, BU YOĞUN KONSER DENEYIMLERININ YENI ALBÜME ETKISI NASIL OLACAK ?

Sahne tabiki başka bir şey, bir taraftan işin en zevkli tarafı diğer tarftan da yaptığınız işin geri dönüşümünü , beğenileri sahne de alıyorsunuz. En verimli gözleme yolu sahneden gözlemek bence. Dolayısı ile orada edinilen tecrübeler albüme de yansıyor. Ama sadece o tecrübeleri baz alarak bir iş yaparsam çok fazla kendim olmaz diye düşündüğüm için bunları göz önünde bulundurarak yapmak istediğim bşka bir şey vardı. O tecrubeleri o gözlemleri yapmak istediğim şeyle harmanlamaya çalışıyorum. Başka bir albüm oluyor. Birincisi akustik bir albümdü . Pop rock albümdü. Bu albüm de öyle. Birinci albümü dinleyenler için yabancılık çekmeyecekleri bir albüm olacak. Ama bir taraftan da ilk albümden farklı bir albüm. Yine bir konsept albüm olacak. Zannediyorum çalışmalarımız beş – altı ay içerisinde neticelenir.

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #4 : 30 Nisan 2008, 22:16:21 »
Yalnızlığını Anlatıyor!..

2002 yılında Onur Ela ile kurduğu 6. cadde grubuyla SingYourSong beste yarışmasına katıldı ve yarışmada Türkiye birincisi oldu. 2003 yılında 6. caddenin ilk bandrollü albümü piyasaya çıktı. Fakat yapımcı şirketin kapanmasıyla albüm üretimi durduruldu. İzmir’e geri dönen Emre müzik çalışmalarına tek başına devam etti çünkü arkadaşı Onur artık profesyonel olarak müzikle ilgilenmeyeceğini açıklamıştı. Emre yoluna yalnız da devam edebileceğine inanıyordu. Bu yüzden çalışmalarına hiç ara vermedi. Hem okuluna devam ediyor hem de İstanbul ve İzmir de değişik gruplarla sahneye çıkıyordu.

Solo kariyerinin ilk albümü "Afili Yalnızlık" Sony BMG Türkiye GRGDN işbirliğiyle Ekim 2006`da müzik marketlerde yerini aldı.
10 şarkıdan oluşan albümde müziklerin yanı sıra dikkat çeken unsur sözler. Buda emre aydının şiir yazmasından kaynaklanıyor.

Kahraman Tazeoğlu’nun Şarkılarında bir adam sorgulaması var sorusuna ” Yalnızlık temalı bir albüm, hissettiklerimi yazdım. Albümdeki şarkılar bir hikâyenin girişi, gelişimi ve sonucunun parçalara ayrılmış halidir” dedi.

1981 doğumlu Emre Aydın müzikle ilk olarak babasının onu yazdırdığı bağlama kursuyla tanıştığını ve o günden sonra gelişen olayları şöyle anlatıyor, “İlkokulda babam bağlama kursuna yazdırmıştı. Ortaokulda bağlamadan sonra gitarda çalmaya başladım. Daha sonra lise yıllarında etkinlilerde sahneye çıkıyordum. Yaptığım işi ciddiye aldım. O dönem kablolu yayın yapan bir kanalda orkestrada çalıştım. Metal müzik dinlediğim bir dönem oldu. . Zaman içerisinde zevkler değişebiliyor. Ardından bir süre sonra alternatif müzik’te dinlemeye başladım. Değişik tarzlardan değişik şeyler öğrendiğim” dedi.

İnternet üzerinden tanınan, ardından çıkardığı albümle gençlerin sevdiği isimlerden biri olan olmayı başaran Neslihan programa telefonla katıldı ve Emre’ye başarı dileklerinde bulundu. Neslihan’ın yönelttiği “Müzikte gelmek istediğin son nokta nedir?” sorusuna Emre, “Bir önceki albümden daha iyi bir albüm çıkarabilmektir. Böylece kalıcılığımı sağlamış olurum” dedi.

Alıntıdır....

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #5 : 30 Nisan 2008, 22:17:59 »
'Afili yalnız' Emre Aydın dinlemeye doyamadığı şarkıları sıraladı. Listeye göz attıktan sonra neden bu kadar duygusal şarkılar yazdığını hemen anlayacaksınız.

The Verve
"Sonnet"
The Verve'ün '97 tarihli klasik albümü Urban Hymns'de yer alan bu şarkıya belli ki kafayı fena takmış Emre: " 'Here we go again and my head is gone,' diye bir cümle var şarkıda. Bu cümle dikkatimi çekti önce, sonra diğer sözler ve sound ve de beste. Nefis. Uzun zamandır neredeyse her gün dinliyorum bu şarkıyı."

The Verve
"The Drugs Don`t Work"

Emre Aydın bu aralar The Verve nostaljisi yapıyor anlaşılan. En çok dinledikleri arasında ikinci sırada da yine bir Verve hiti var: "Benim vazgeçilmezlerimden bir tanesidir. Dönem dönem dadanıyorum böyle."

VAST
"Cello Song"

Los Angeles çıkışlı müzisyen Jon Crosby'nin projesi VAST (Visual Audio Sensory Theater) için "Çello'nun tınısını her zaman sevdim, çok iyi şarkı bu!" diyor Emre Aydın.

Snow Patrol
"Chasing Cars"

İngiliz grup Snow Patrol'un 2006 çıkışlı albümü Eyes Open'ın hitlerinden "Chasing Cars" Emre'yi zaman içinde büyülemiş: "Yine sözlerini sevmiştim önce, şimdi her şeyini seviyorum."

Anthony and the Johnsons
"Hope There is Someone"

"Zor bir dönemimde dinlemiştim ilk kez. Çok sevmiştim, hala da severim. Bir sürü şey hatırlatır hep," diyor Emre Anthony Hegarty'ye Mercury ödülü getiren I'm a Bird Now adlı albümündeki bu içli şarkı için.

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #6 : 30 Nisan 2008, 22:22:34 »
Cosmo Girl Dergisi Röportajı!.. (hayranı yapmış)

Emre Aydın'la tanışıp,röportaj yapma fırsatını yakalayan 18 yaşındaki Eda YILMAZ,ileride Radyo ve Televizyon Eğitimi almak istiyormuş...Bu konudaki ilk deneyimi COSMOGİRL! ile başladı Eda.Bakalım iyi iş çıkarmış mı?



*Gripin ile yapmış olduğunuz "Sensiz İstanbul'a Düşmanım"adlı düete gelen tepki nasıldı?

Gayet güzeldi.Doğaçlama gelişmişti bu düet.Yapım aşamasında aynı stüdyoyu kullanıyorduk ve çok iyi arkadaş olduk.Düet yapma fikri de bu samimiyetten kaynaklandı.O şarkı sayesinde birlikte turneye çıktık.

*Müzik dışında neler yapıyorsun?

Röportajlara geliyorum.Albüm promosyonları hala devam ediyor ve ben de koşturuyorum.Boş zamanlarımda da çok fazla dışarı çıkmıyorum.Evde arkadaşlarımla vakit geçiriyorum.

*Yeni jenerasyonun albüm satın alma kültürünün yok olmasına ne diyorsun?

Sosyolojik bir şey bu.Kendi adıma çok fazla rahatsız olduğum bir şey değil;ama sektör adına düşünülmesi gereken bir konu bence.

*Kısa zaman aralıklarıyla albümlerin çıktı.Bu koşuşturma seni çok yormadı mı?

Aslında çok kısa bir zaman değil.6.cadde albümü ile solo albümüm arasında üç yıllık bir süre var.Tabii bu albümün koşuşturması çok oldu.Yoruluyorum ama sevdiğim bir işi yapmaktan dolayı da mutlu hissetmeyi tercih ediyorum.Evet,yorucu,çoğu zaman da sinir bozucu bir iş ama neticede şarkı söyleyerek yaşıyorum.Şikayet etmeye hakkım yok diye düşünüyorum.

*Hayatının geri kalanında müzikle ilgili ya da müzik dışında yapmayı planladığın şeyler var mı?

Müzikle ilgili birçok şey var.Şimdi yeni albümümün konseptiyle uğraşıyorum.Evde ufak ufak demolar kaydediyorum.Müzik dışında profesyonel olarak uğraşmak istediğim bir şey yok ama bir şiir kitabı çıkarmak istiyorum.Yazmaktan çok keyif alıyorum.Bugüne kadar hangi yayın eviyle görüşsem,bunu gerçekleştiremedim.

*Peki şiir kitabını albümlerinle birlikte sunmayı düşündün mü?

Onu düşündüm,hatta sundum da.Kabul edilseydi ilk albümümle birlikte şiir kitabımı da almış olacaktınız.Açıkçası insanlar yurt dışında örneği olmayan şeye pek yanaşmıyorllar.

*EMREAYDİN.* * * HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYORSUN?

Fan sitem 82 bin tane dinleyicim var. Beni hem destekliyorlar,hem de eleştiriyorlar. ONLARA ÇOK ŞEY BORÇLUYUM.

*Yeni albümünün teması ve sound'u hakkında bilgi verir misin?

Tema hakkında bilgi vermem. Fikir çalınabilir!Sound olarak da şunu söyleyebilirim:"Bu adam ne yapmış böyle?" deyip,garipseyeceğiniz bir şey olmayacak.İlk albümle bütünlük olacak;ama aynı zamanda birçok farklılık olacak.Pop-rock albüm değil de,elektronik-akustik bir albüm olacak.

*Kimleri dinlersin?

En çok sevdiğim grup Placebo.Oasis'i de çok severim.Flamenko ve Latin müzik de dinliyorum.

*Albüm sayesinde kazandığın ilk para ile ne aldın?

Su falan almışımdır herhalde. Şaka bir yana sahnede çalmak için büyük bir piyano aldım.

*9 Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü'nde okumuşsun...Neden bu bölümü seçtin?

Esasında hiçbir şey seçmedim ben.Sürü psikolojisiyle hareket ettim.Müzik için İstanbul'a gelmek istiyordum ve ilk 13 tercihimi İstanbul'dan yaptım.Son tercihim İzmir'di.İktisatın sadece ekonomi demek olduğunu biliyordum.Gittim ve gittiğime de pişman oldum.Sakın siz de benim gibi bilinçsiz bir tercih yapmayın!

*Ev yaşantın nasıl?

Bildiğiniz üniversite hayatı.

*Son olarak "Beni bulmuşken, şunu da sorsaydın"dediğin bir şey var mı?

Hayır, yok. Çok başarılı buldum seni.

alpereee

  • Ziyaretçi
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #7 : 30 Nisan 2008, 22:25:06 »
http://www.powerturk.tv/?209d8720  Sitesinden Girip

Belki Birgün Özlersin - Emre Aydın Oy Verelim!...

Çevrimdışı yyaress

  • Moderatör Adayı
  • *****
  • Mesaj sayısı: 5365
  • Rep puanı: 4
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #8 : 30 Nisan 2008, 23:28:43 »
http://dergi.grupvega.net/aralik/emre01.html

Bu adreste roportaji bulabilirsiniz ;D

Çevrimdışı yyaress

  • Moderatör Adayı
  • *****
  • Mesaj sayısı: 5365
  • Rep puanı: 4
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın
Emre Aydın Nisan 2008 Röportajları
« Yanıtla #9 : 30 Nisan 2008, 23:32:46 »
Emre Aydin


İlk çıkışını Sing Your Song beste yarışmasındaki birinciliğinle gösterdin ve Afili Yalnızlık albümünle büyük bir hayran kitlesine ulaştın. Bize biraz müzik serüveninden bahsedebilir misin?

2002 yılındaki Türkiye birinciliği ve 2003 yılında yayımlanan 6. Cadde albümü en önemli adımlardı sanırım Afili Yalnızlık albümüme kadar. Bütün bunlardan önce ben de bu işi yapmak isteyen herkes gibi onlarca grup kurdum, bar programları ve konserler yaptım.

İnternette en çok dinlenen şarkılar sıralamasında “Belki Bir Gün Özlersin” isimli şarkın ilk sıralarda. İnsanlarda bu kadar hızlı tepkiler almayı bekliyor muydun?

Hayır. Özellikle Belki Bir Gün Özlersin, albümün çıkışının geciktiği dönemde “albüm nasıl bir albüm” gibi sorulara cevaben sunulmuş bir örnekti. Geri dönüşü çok hızlı ve çok iyi oldu.

Bu şarkı gibi özellikle “Afili Yalnızlık” ve diğer şarkıların çoğunda melankolik ve karamsar bir hava seziyoruz. Bu senin kişiliğinle mi alakalı yoksa söz yazma sürecindeki duygularınla mı?

Bu bir tema albümü. Yalnızlık konusunu işledim. O dönem içinde bulunduğum bir haldi yalnızlık ve bir tema albümü yapmak istiyordum 6. Cadde’den beri. Böylelikle Afili Yalnızlık doğmuş oldu. Yapı olarak da karamsar sayılmam belki ama melankolik olduğum doğrudur.

Albümün bir diğer özelliği de çoğunun altında senin imzanın olması. Ayrıca şiir de yazıyorsun. Bu albümün oluşum süreci sözler, besteler, stüdyo kısmı ve klip anlamında nasıl gelişti?

Albüm şarkılarının çoğu İzmir’de yazıldı. Haluk Kurosman`la beraber İstanbul`da şarkıların üzerinden geçtik birkaç kez. Onun katkısı da şüphesiz yadsınamaz. Stüdyo aşaması beş ay kadar sürdü. Klip için de Yon Thomas`a gidildi ve her şey O`na bırakıldı nerdeyse. Esasında her aşamasında inanılmaz özveri ve tutku var bu albümün. Çok şanlıyım ben, şöyle ki albümümü neredeyse benden daha çok sahiplenen bir ekiple çalışıyorum.

Albüm için birlikte çalıştığın isimlere baktığımızda Vega, Manga ve Gripin’den müzisyenler görüyoruz. Böyle rekabetçi bir ortamda bu kadar önemli kişiyi bir araya getirmek zor olmadı mı?

Bizde bir aile durumu var. Zaten çok zor bu ülkede müzik yapmak. Kendi yağında kavrulmaya çalışan üç beş kişiyiz işte ve herkes elinden geldiği kadar yardım ediyor diğerlerine. Şimdi mesela Gripin albümü var sırada, o albümde de tanıdık isimler göreceksiniz.

Şarkıların şu an herkesin, özellikle gençlerin dilinde. Bu kadar genç yaşta, henüz ilk solo albümünle böylesine tanınıyor olmak nasıl bir duygu? Zorlandığın anlar oluyor mu?

İşin tanınırlık, şöhret gibi öğelerinden mümkün mertebe uzak durmaya çalışıyorum. En azından düşünmüyorum hiç. Zaten biliyorum ki bunların hepsi bir gün bitecek elbette, geriye zamanında yaptığım işler kalacak. Seneler sonra ben bu işlere “evet değerli şeyler bunlar” diyebiliyorsam ne mutlu bana.

Hem müzik hem de şiir açısından örnek aldığın isimler var mı? Emre Aydın kimleri dinler, kimleri okur?

Placebo, Kent, The Perishers, Snow Patrol gibi grupları çok seviyorum. Uzar gider bu liste. Favori şairim Edip Cansever’dir. Attila İlhan’a bayılırım.

Bundan sonraki planların ve hedeflerin neler? Kendini nasıl bir dünyanın içinde, nerede hayal ediyorsun?

Tek amacım yeni yaptığım işin bir öncekinden daha iyi olması. Basit bir cevap gibi görünse de becerebilmek gerçekten zor olur diye düşünüyorum bunu.

Son olarak exi26 gençlerine neler tavsiye edersin? Senin kadar başarılı olmanın sırları neler?

Kimseye tavsiye verecek kadar birikim sahibi olduğuma inanmıyorum ama herkesin en sevdiği, en iyi yapabileceğini düşündüğü işi yapması daha olumlu sonuçlar doğurabilir sanki.

http://www.exi26.com/Article.asp?PageID=1274