Emre Aydın

Gönderen Konu: Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları  ( 3234 Okunma )

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« : 15 Ağustos 2010, 23:08:29 »
7 Mayıs 2010 - Hürriyet

Avrupa'yı sarsmaya hazırlanıyor

Türk halkı olarak MTV Müzik Ödülleri’nden pek haberdar değilken Türkiye’ye Avrupa’nın En İyi Sanatçısı Ödülü’nü getirdi ve bir anda her yerde çalmaya başlayan şarkılarıyla tabir-i caizse damdan düşer gibi hayatımıza girdi Emre Aydın.

6 yıl olmasına rağmen hala daha kameralara fazla alışabilmiş değil. Derdi sadece müzik yapmak olan, işkolik, ödüllerine ve binlerce olan hayranlarına rağmen gerçekten de mütevaziliğini koruyabilmiş durumda.

Şimdi de Avrupa’da MTV ile açılan kapıdan içeri girmeye hazırlanıyor ve Kağıt Evler’in tanıtım turnesi ile dört bir yanda koştururken bize İngilizce albümün müjdesini verdi. 

İki albüm arasında neden 4 yıl gibi uzun bir süre oldu?

Şirket değiştirdik hem menajerlik hem de prodüksiyonluk şirketini değiştirdim. Bir de Afilli Yalnızlık albümünün tanıtım turnesi neredeyse iki yıl sürdü. 

Uzun bir turne olmuş…

Evet, her yerde çaldık neredeyse. 4 yıl aranın bir etkeni de işin mutfak kısmını içine tamamen sinsin diye prodüktörü çok aradım. Mats Valentin’i bulduktan sonra İsveç’e gittim ve İsveç’e gittikten sonra 8-9 hafta içinde bitirdim. Üçü birleşince hiç istemediğim 4 sene gibi uzun bir  ara oldu.

Bu albümün bir teması var; unutmak. Bu dört yılda unutmaya mı ihtiyacınız vardı?

Albüme koyup koymayacağımı düşünmeden yazıyorum aslında şarkıları ve elimde aynı başlığa ait birkaç tane şarkı varsa öyle devam ediyorum. Mesela Hoşçakal şarkısı ve ilk yazdığım birkaç şarkı unutmak, unutamamak ekseninde dönüyordu. Onun üzerine de öyle devam ettim.

Şarkıcılar genelde hiçbir şarkısını diğerinden ayıramadığını söyler ama sizin farklı bir noktaya koyduğunuz bir şarkınız var mı?

Ben de hepsini sevdiğim için koyuyorum, içime sinmediyse asla onu bu şekilde bırakmam. Ama iyi ki denemişim dediğim bu albümde Ayrı Ayrı diye bir şarkı var. Onun fazla alternatif bir şarkı olduğunu ve diğer şarkıların ilk etapta onun önüne geçeceğini biliyordum ama iyi ki denemişim dediğim o var. Bir de Geniş Zamanlar Yok şarkısı.

İNGİLİZCE ALBÜM GELİYOR

İngilizce album çalışmaları da var...

Mayıs bir geçsin muhtemelen yine İsveç’e aynı ekibin yanına gideceğim. Falling Down diye bir single çıktı zaten yurtdışında.

Türkiye’de pek fazla duymadık biz single albümü.

Evet, çünkü o iş tamamen Avrupa için çıkmış bir şey. Bunu ne burada insanlar dışarıya iş yaptığımı bilsinler diye yapıyorum ne burada beğensinler diye yapıyorum. O müziğin dinleyicisi bulup dinliyor zaten. Albüm bitince Türkiye’de herhalde çıkar ama odak noktası Türkiye değil.

Falling Down fikri nereden çıktı?

MTV ödülünden sonra hızlandı. Avrupa’da albüm yapmak herkesin aklından bir kere geçmiştir en azından. Bir de benim sevdiğim tarz da Brit pop, Brit rock. Hem MTV tarafından öyle bir desteğim oldu hem de uluslararası bir şirketle, Sony ile çalışıyorum. Falling Down Sony’nin uluslararası toplantılarında  internetten dinleniyor, diğer ülkelerin patronlarının da dikkatini çekiyor ve ardından Sony International olarak satışa sunuldu..

“COLDPLAY ALBÜMÜNDEN DAHA KÖTÜ OLMAYACAK”

Avrupa için hedef nedir?

Spesifik bir şey yok ama şunun garantisini verebilirim; Brit rock, Brit pop kategorisinde İngiltere’de ya da Amerika’da yapılmış herhangi bir albümden daha az kaliteli olmayan bir albüm yapacağım. Örneğin Coldplay çaldığı zaman nitelik olarak ses kalitesi olarak beste kalitesi olarak hiçbir şekilde rahatsız olmayacağım bir şey yapacağım.

Buradan yurt dışına  bir şey yapıp orada bir şey yürütmek, ticari olarak bir şey yapmak çok kolay değil zaten. Dünyanın bu tarafındaysanız 3-4 adım geriden başlıyorsunuz o işe.

İlk klip Bu Yağmurlar şarkısına çekildi. Neden klipte çocukları seçtiniz?

O Murad Küçük’ün fikriydi. Ben de çok sevdim ve tamam dedim. Kliple ilgili detayları Murad bana bir kere anlattı ondan sonra her şeyi ona bıraktım.

İkinci klip hangi şarkıya çekilecek?

Alıştım Susmaya’ya çekiyoruz.

“10 YIL SONRA DA BU ALBÜMÜ ÇOK BEĞENECEĞİM”

Kağıt Evler daha çok beğenildi değil mi? Ben de çıktığından beri sürekli dinliyorum...

Bu daha iyi albümdü. Bana göre de daha çok beğenildi. Afilli Yalnızlık’tan 4 katı falan fazla satıyor. Afilli Yalnızlık da çok güzel bir albümdü ama Kağıt Evler bana göre de daha güzeldi. 10 sene sonra muhtemelen aynı şeyi söylüyor olacağım.

“BAZEN NEREDE UYANDIĞIMI BİLMİYORUM”

Turneler müthiş bir hızla devam ediyor. Yolculuklardan çok sıkıldığınız bugün çıkmasam konsere dediğiniz oluyor mu?

Oluyor evet. Turneye ayın kaçında başladık bilmiyorum ama hiç boş günüm yok. Buradan çıkıp konsere gideceğim yine. Eğer 7-8 saatim olursa da yataktan hiç çıkmıyorum. Dışardan hem geziyorlar hem çalıyorlar gibi oluyor ama bir sürü şehirde sadece oteli görüyorsunuz bir de sahne görüyorsunuz.

Nerede uyandım ben oluyor musunuz?

Oluyorum, Yarın İstanbul’dayım onu biliyorum ama sonrasını bilmiyorum.

Biraz işkoliklikte var sanırım...

Var herhalde alıştım ben artık.

“AVRUPA TURNESİ OLACAK”

Yurtdışında konser planları var mı?

Haziran’da var 3 tane. Amsterdam, Stuttgart ve Köln var. Esas Eylül’de 16-17 ayaklı bir turne var. Şu aralar Hollanda’ya gidip geleceğiz ama asıl Eylül’de bayağı yer gezeceğiz.

Twitter’da takip ediyorum hayranlara falan cevap yazıyorsunuz ama bir tedirginlik var gibi geliyor. Çılgın hayranların tedirginliği mi?

Genelde tanımadığınız bir insanla konuşurken nasılsanız öyleyim. Bunu kendimi uzak tutayım, mesafe YASAKLI KELİME ! diye yapmıyorum, sadece yanlış anlaşılmasın diye.

Benim fan kulübüm çok kalabalık, iyi bir fan kulüp gerçekten. Bir sürü ödülleri falan da o yüzden alıyorum onlar aldırtıyor bana. Orada yekpare bir durum yok homojen bir şey değil. Orada 800 bin tane insan varsa hepsi birbirinden farklı o yüzden herkese zaten yetişemiyorum.

“FERİDUN DÜZAĞAÇ BİR OZANDIR”

Feridun Düzağaç yine Twitter’da şöyle bir şey yazmıştı sizin için “Emre Kağıt Evler şarkısına bir ozan gizlemiş”. Dinlediğiniz ozanlar var mı ya da halk müziği ile aranız nasıl?

Aşık Veysel’i dönem dönem oturup dinliyorum gerçekten. Halk müziği de nadiren ama çok fazla dinlemiyorum denilebilir. Aşık Veysel’in söz yazarlığı ile ilgili dönem dönem takıntılarım oluyor. Feridun Düzağaç kendisi ozandır bence. Onun dışında bir sürü şey dinliyorum, birebir ozanların tüm şarkılarını takip etmesemde dinliyorum.

Şarkılarında hep çok naif bir aşk hikayesi, naif sözler var. Bir gün “Allah belanı versin” tarzında sözleri olan bir şarkı yapmayı da düşünür müsün?

Aslında ilk albümde Kim Dokunduysa Sana şarkısında çok naif değil. Ne hissediyorsanız o yazılabilir. Naif anlatım daha yoğunlukta ama o “Kim Dokunduysa Sana”da bir küfretmediğim kalmış. Geniş Zamanlar Yok şarkısı da öyle.

“EKRANA HALA ALIŞAMADIM”

Televizyonda genelde utangaç bir haliniz var öyle misiniz yoksa ekranda pot kırma gerginliği mi var?

Canlı yayında göründüğüm kadar huzursuz bir tip değilim. Çok büyük bir programsa ağzımdan bir şey çıkmasın diye dikkat ederim. Bir de hala alışamadım klip çekimlerinde de kayıt dendiğinde acayip bir performans yapamıyorum.

Her sanatçının egosu biraz yüksektir siz de var mı o?

Vardır herhalde. Bir şey yazdığınızda onu herkesle paylaşıyorsunuz o yüzden egonuzun biraz yüksek olması lazım. 1 milyon 2 milyon insanın önüne bir şey koyuyorsunuz mesela onun için bir egonuz olması gerekiyor. Onun dışında fazla olduğunu sanmıyorum.

Alıntıdır.

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2010, 23:09:51 »

Marie Claire





Alıntı.

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2010, 23:22:48 »
Elele dergisi mayıs sayısında emre aydın röportajı


Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #3 : 15 Ağustos 2010, 23:42:15 »
Cosmo Girl Mayıs sayısı ea röportajı


 İtiraf ediyorum ki o günün çok zor geçeceğini düşünüyordum. Birbirini ilk kez görecek olan 6 cosmogirl kızını bir araya getirecektim ve hayallerini süsleyen kişiyle tanıştıracaktım. Ya hiçbirine söz geçiremeyecektim ya kendi aralarındaki soğuk savaşa engel olamayacaktım ya da aklıma hiç gelmemiş bir aksilik yaşanacaktı…
NE Mİ OLDU?

  İşte bir ‘Charlie’s Angels’ manzarası! Charlie’si ile yüz yüze gelmeyi başarmış 5 melek… ellerinde hazırladıkları soru kağıtları var ama harakete geçmek için hiç aceleleri yok, o anın keyfini sürüyorlar. Garsonun ‘ne içersiniz?’ sorusuna kafasını kaldırıp bakan yok. Hepsine meyve suyu geliyor ama röportajın sonunda tüm bardaklar ellenmemiş şekilde aynen duruyor.

  Bir kişinin hayranı olmak, daha doğrusu o kişiyi geceye gündüzü katmak, rüyaların prensi yapmak nasıl bir duygudur hiç bilememdim, anlayamadım da. Bardakları o şekilde gördüğümde anladım ki işte böyle bir şeymiş!!!

  6 kişi demiştik değil mi? O gün 1 fire verdik. Asıl ve yedek talihlilerden oluşan ve buluşma günü için ‘geleceği kesin’ gözüyle bakılan 6 kişiden 5’i gelebildi. Dolayısıyla yedek listemdeki talihlilerimiz bize kızmasınlar, bu son dakika gelişmesi bizim suçumuz değildi.

  Buluşmanın en azimli CG okuru Begüm Azak’tı. Gölcük’ten geldi. Diğer CG okurlarımız Arzum Öztürk, Ayşen Oğuz, Aysu Satıcı ve Suzan Karahasan İstanbul’un 4 köşesinden kalkıp geldiler Taksim’deki Nar Pera adlı mekana. Hepsinin hayalleri gerçek oldu.

   İşte senin de bu günden karlı çıkacağın noktaya geldik şimdi Emre ile ilgili merak ettiklerini sormuşlardır ne dersin? Başlıyoruuuuuz…


Suzan: Emre Aydın’ın, Emre Aydın olmadan önceki hayali büyük ihtimalle albüm çıkarmaktı. Peki şimdiki hayali ne?

Ea: Her albüm, ilk kez albüm çıkarıyormuşum hissi yaşatıyor bana. Hatta şimdiden bir sonraki albüm için bir şeyler dönmeye başladı kafamda. Bir de İngilizce albüm yapma planım var. Bunu da gerçekleştirmeyi istiyorum kısa zamanda.

Begüm: Nasıl keşfedildin?

Ea: Üniversite grubumla birlikte demo’lar yapmaya başladık. Kimsenin demo’yu dikkate almadığı dönemde birkaç müzik şirketine gönderdik bunları. Sonra bir yarışma oldu ve 6. Cadde adıyla birinci olduk. Bir yarışmada birinci olmanız tüm kapıların size açılacağı anlamına gelmiyor. Sadece bir kısım insan sizi tanımış oluyor. ‘6. Cadde’nin albümünü yaptığımızda keşfedilmiş bir grup değildik. Biz albümü yaptık, ardından da plak şirketi kapandı. Ben daha sonra ‘Afili Yalnızlık’ albümümü kaydettim.

Arzum: Seni müziğe iten ne oldu?

Ea: Halk evleri vardı eskiden. Oralarda bağlama kursları olurdu. Sosyalleşeyim diye beni bağlama kursuna göndermişti ailem. Koronun önünde bağlam çalıyordum. Ortaokulda, herkesin gitar aldığı dönemde ben de gitar almıştım. Sonra da kendiliğinden gelişti.


Begüm: Bu sektörde başarılı olmanın püf noktası nedir?

Ea: Güzel şarkı yapmak. Başka türlü başarılı olamazsınız. Olsanız da bunun etkisi çok kısa sürer.

Aysu: Şarkı yaparken en çok hangi aşamadan zevk alıyorsun? Edebi kısım mı müzikal kızım mı?

Ea: İkisini birbirinden çok ayıramıyorum. Edebi açıdan ‘’iyi olmadı’’ dediğim şeyin bestesinden de keyif almıyorum. Beraber gidiyor ikisi.


Suzan: Bestelerini kimin seslendirmesini isterdin? Şarkılarına cover yapılmasından hoşlanır mısın?

Ea: Öyle özel bir isim yok ama birçok güzel yorumcu var Türkiye’de. Yapılan güzel bir cover da hoşuma gider tabii ki.


Arzum: Hangi rock gruplarını seviyorsun?

Ea: ‘Thirteen Senses’ adlı yeni bir grup var, onları dinliyorum şu aralar. Jay Jay Johanson da sürekli dinlediklerim arasında.


Aysu: Issız bir adaya düşsen hangi gitarını yanına alırdın?

Ea: En hafif gitarımı alırdım diyeceğim ama o gitarımı da uçakta unuttum ben.


Aysu: Şarkılarından romantik biri olduğun anlaşılıyor. Romantik insanlar yastıklarına sarılarak uyurlar diye biliyorum. Senin sarılıp uyuduğun bir yastığın var mı?

Ea: Yok, kedim buna izin vermiyor genelde. Petshop’a girdiğimde gördüm onu. Gözleri kocamandı, elime aldığım gibi ısırdı beni. Dedim ki ben bunu alayım. Son doğan kardeşmiş. Çok küçük, büyümüyor, çok sinirli, kendisi uyumadığı zaman kimseyi uyutmuyor.


Ayşen: Sence hayatın anlamı nedir?

Ea: Bir hayale sahip olup onun peşinden koşmaktır.


Begüm: Ailende müzikle ilgilenen başka biri var mı?

Ea: Profesyonel olarak yok. İkisinin de kulağı iyi. Babam çok iyi ıslık çalar, annem de çok güzel şarkı söyler.

Suzan: Okul hayatının kişiliğini etkilediğini düşünüyor musun?

Ea: Etkilemiştir  tabii… herkesi etkilemiştir. Aslında dersinize giren öğretmenlerle de alakası var bu durumun. Mesela benim edbiyata olan ilgim ortaokuldaki edebiyat öğretmenimle alakalı. Şarkı sözlerini de edebiyata olan ilgim sebebiyle yazabiliyorum. Başınıza çok iyi bir  şey geldiğinde o sizi bir yerlere iter mutlaka. Kötü bir tecrübe yaşadığınızda da o konudan mutlaka uzaklaşırsınız.


Ayşen: Seni en çok etkileyen şeyler neler şu hayatta?


Ea: Bir sürü şey haddinden fazla etkiliyor beni aslında. Dönem dönem konu değişiyor en çok işim kafamı meşgul ediyor haliyle.

Aysu: Çok ciddi görünüyorsun… nelere gülersin? Başkalarını güldürmekten hoşlanır mısın?

Ea: göründüğüm kadar ciddi değilim bence. Albümlerden sonra yaptığım her röportajda ‘çok güzel’’ oldu diyorum. Hala bana çok mütevazisin diyorlar. Dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama utangaç biri de değilim. Bir de artık o kadar genç değilim, sakinleşmeyi ciddiyet olarak algılayabiliriz.


Ayşen. Sakallarını kestiğinde 17-18 yaşında görünüyorsun ama…

Ea: Evet, öyle yaptığımda mekanların kapısından geçerken nüfus cüzdanı soruyorlar bana.


Suzan: Sevmedğin ya da değiştirmek istediğin bir özelliğin var mı?

Ea: Ufak ufak vardır mutlaka ama beni çok fazla zorlayan bir özelliğim yok sanırım.


Begüm: Sinema filminde oynamayı düşünüyor musun?

Ea: Hiç düşünmedim, hiç de öyle bir niyetim yok.


Suzan: Eğitim sistemimizi beğeniyor musun?

Ea: Başlıklara ayırarak üzerinde konuşabilecek kadar konuya hakim değilim açıkcası.
Aslında her şey ekonomik sistemle de alakalı. Her şey onunla aynı orantıda gelişme gösteriyor. Ben sınav sistemini gözü kapalı bir şekilde eleştirenlerden değilim. Sadece tercih yapmamız gereken yaş konusunda birtakım değişiklikler yapılabilir. Çok küçük yaşlarda ne olmak istediğinize karar vermek zorundasınız. İnsan o yaşlarda daha kendini tanımıyor ki.

Suzan. Lise yıllarında çılgın bir öğrenci olduğunu okumuştum…

Ea: Ha, ha öyle mi? Kavgalar yüzünden birkaç kere disipline gitmiştim. Uzun süre değildi ama evet öyle bir dönemim vardı. Geçti ama…


Suzan: Yapmak istemediğin bir şeyi yapmak zorunda kaldın mı hiç?

Ea: İktisat okuduğum uzun yıllar ve yapmak istemediğim bir şeydi bu. Bütün iyi niyetimle uğraştım ama başarılı olamadım. Bazen yapmak istemediğiniz şeyleri yapmak durumunda kalabiliyorsunuz.


Suzan: Çocukken yaptığın şeyler arasında en çok neyi özlüyorsun?

Ea: Plastik toplarla yaptığımız futbol maçlarını özlüyorum sanırım. Arkadaşlarımla 5 yıldır ‘’hadi maç yapalım’’ diyoruz ama olmuyor.


Begüm: Yemek yapmayı biliyor musun?

Ea: Yumurta, makarna… bilmiyorum desem tam olacak sanırım.


Begüm: En sevdiğin yemek hangisi peki?

Ea: En sevdiğim diye bir şey yok. Ben damak tadı gelişmiş biri değilim. Kan şekerim düştüğünde, sinirlenmeye başladığımda ‘’ben neden böyleyim’’ diye düşündüğümde aç olduğumu hatırlıyorum.


Suzan: Spor yapıyor musun? Yoksa sadece izleyici misin?

Ea: İş dışında hiçbir şeye vakit ayıramıyorum maalesef ama Galatasaray başarılı olduğunda acayip mutlu oluyorum. Maçları izlemek için eve sistem kurdum, bir kez keyfini sürebilme şansım oldu, onda da kaybettik.


Arzum: Sinirlendiğin zaman ne yapmak seni rahatlatıyor?

Ea: Bağırıp çağırmak herkesi rahatlatır. Ben çok bağırıp çağıran biri değilim. Genelde sinirlendiğim şeyi çözmeye çalışırım.


Ayşen: Doğa senin için ne ifade ediyor?

Ea: Gizem.


Ayşen: Denizi seyrederken neler hissedersin?

Ea: Denizi olan şehirlerde büyüdüm hep. Deniz bir şehrin oksijenidir benim için, beni çok rahatlatıyor.


Arzum: İstanbul’un en çok hangi bölgesini seviyorsun?

Ea: Sahil bölgelelerini.


Suzan: Ben hayata senin gözünden bakmak isterim… peki sen kimin gözünden bakmak istersin?

Ea: ‘John Malkovich Olmak’ diye bir film vardır, onu mutlaka izleyin. Cevabım da şu: kendi gözümden bakmak isterim.



Arzum: Müzikten başka bir sanatla ilgileniyor musun?

Ea: Şiir okuyorum.


Ayşen. Güzellik göreceli bir kavram. Senin için güzel olan nedir?

Ea: Her şey olabilir. Zaman ve mekana göre değişen bir kavram bence bu.


Suzan: Şu an bilgisayarın masaüstü arka planında ne var?

Ea: Kedim var.


Suzan:  Hayallerini gerçekleştiremeseydin hayatının sonuna kadar denemeye devam eder miydin?

Ea: Ederdim. İnsanlar doğuyorlar, okula gidiyorlar, başarılı oluyorlar ya da olamuyorlar, evleniyorlar, anne ya da baba olmak istiyorlar. Ben hep kendime insanların bunu gerçekten isteyip istemediklerini soruyorum. İstiyorlar mı yoksa yapmak durumunda mı hissediyorlar? Bu sorunun cevabını ben hala bulamadım. Eğer bir hayaliniz ve amacınız yoksa keyfi yok diye düşünüyorum.


Begüm: Bu yaşta kendini bu noktada düşünüyor muydun?

Ea: Hiç böyle şeyleri planlamamıştım. Sadece her şeyin iyi olmasını istiyordum. Bu tür konuların planlanmaması gerek.


Alıntıdır.

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #4 : 15 Ağustos 2010, 23:46:45 »
Sabah Gazetesi(25/05/2010)

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #5 : 15 Ağustos 2010, 23:48:07 »
GoGirl Dergisi Röportajı

            Emre Yağmurunda Şemsiyesiz Kal !
Kimse onun kadar tatlı, alçakgönüllü, sevimli ve iyi kalpli olamaz ! :) Özlenen kişi, Emre Aydın, yepyeni bir albümle geri geldi. Sakın şemsiyeni açma, çünkü ''Bu Yağmurlar'' bir harika !

Konserlere geçtiğimiz ay başladın.Tamam, onlar Rock'n Dark konserleriydi; ama yeni albümün ''Kağıt Evler''den de şarkılar çalmışsındır.İnsanların tepkileri nasıldı ?
  Şarkılar henüz çok yeniydi, ama yine de bana eşlik eden bir sürü insan oldu. Benim için bu çok önemliydi, çünkü o zaman ortada bir klip bile yoktu.

Bu arada, ''Bu Yağmurlar'' isimli şarkının klibi çok güzel olmuş. :)
  Murat Küçük çekti.Çok da güzel ve alternatif bir iş çıkardı. 6-7 yaşlarındaki biri kız, biri erkek iki kardeşin birbirlerine sahip çıkmalarını anlatıyor; ama kör göze parmak tarzında değil. Murat bu klip için gerçekten çok uğraştı.

Şarkında ''birden giderler, fark etmezsin'' diye bahsettiklerin kimler ?
  Herkes için geçerli olabilir o sözler.Zaten bir şarkıyı neden seversin ? Kendinden birşeyler bulduğun için. Eminim ki, aşk acısı yaşayan ve sevgilisi çekip giden herkes bu sözlerden etkilenecek.Sözlerin anlamı da şu: Gittiklerini anladığın an, çoktan gitmiş oluyorlar.Aslında bu durum, arkadaşlıklar için de geçerli.

Ama sen eski aşkların için yazdın, değil mi ?
  Hepsi için geçerli bu, evet :)

Büyüdükçe takvimlerden birer sayfa atıyoruz.Peki, o sayfalarda daire içine aldığın, senin için önemli olan günler hangileri ?
  Genelde büyük kararlar aldığım günleri daire içine alırım.Örneğin; müzik yapmaya karar verdiğim ortaokul yıllarım, İstanbul'a gelmeye karar verdiğim gün, biriyle çalışmaya veya çalışmamaya karar verdiğim gün...Hep işten örnek verdiğime göre herhalde iş delisi olmalıyım ben. :)

Yeni albümündeki şarkılar için ''Her zamanki gibi, şaşırtmadı bizi'' demişler.Yaptığın her albüm için böyle güzel yorumlar duymak nasıl bir şey?
  Çok güzel bir duygu.Albüm hazırlarken yaptığınız her şey, herkesin gözü önünde oluyor ve bir anlamda, korumasız kalıyorsunuz.Çektiğiniz videoda, arkadaşlarınızla otururken yaşadığınız o özel anlarda, hatta bir ilişkiniz olduğunda herkes sizi takip ediyor.Hoş, ilişki kısmı benim için geçerli değil; ama neyse. :) ''Afili Yalnızlık'' çok başarılı bir albüm oldu ve sonrasında ''Beğenirler mi beğenmezler mi ?'' diye düşünmenin bir anlamı olmadığına karar verdim.Aslına bakarsanız ben 20 yaşındayken de böyle düşünüyordum.Nedense benim zevkim, beni dinleyen insanların zevkiyle bir yerde buluşuyor.

Görüşmeyeli, yeni hobiler geliştirdin mi? Dünya değişti, artık sen de Twitter'a vb. girmişsindir... :)
  Evet,katıldım ben de Twitter'a; çünkü orada olmam gerektiği söylendi.Bir hafta boyunca insanların sorularını cevaplamaya çalıştım; ama baktım ki, olacak gibi değil.Bir de şu mantığı bir türlü anlayamıyorum: Ne zaman, ne yaptığım neden bu kadar önemli? İnsanların ne yaptıklarını söylemeye çok ihtiyaçları var galiba...Facebook'um yok; Myspace'i seviyorum, çünkü orada çeşitli grupları ve yeni şarkıları dinleme şansı yakalıyorum.

Sence neden gençler Twitter'a merak sardılar?
  Bilmiyorum.Ama bence Twitter'a yazmak için birşeyler yapmak yerine, güzel birşeyler yaşamanın zevkine varmak ve arkadaşlarınıza yüz yüze anlatmak daha keyifli olabilir.

Hayranların olarak seni uzun zamandır bekliyorduk.Bir geri dönüş mesajı verebilir misin bize?
  Dört yıl içerisinde bir sürü şey paylaştık, yarışmaya katıldık, heyecanlandık, kaybettiğimiz de oldu, kazandığımız da, üzüldük, sevindik...Şimdi dizinin ikinci bölümüyle değil, yeni bir diziyle karşınıza çıktık.Ekibimle birlikte, arkasında durabileceğimiz bir iş yapabilmek için çok çabaladık; sonuç da içimize sindi.Çok heyecanlıyız, biz çok beğendik, umarım siz de beğenirsiniz.

Albümün teşekkür listesinde kimler var?
  Bir liste yaptım ve ortaya 300 kişilik bir tablo çıktı. Verdim o listeyi, ama hala birilerinin eksik olduğunu söylediler.O yüzden, sonunda yuvarlak bir teşekkür yazısı yazdım ve hiç isim koymadım mecburen.

Peki, bugün Grammy ödülüne layık görülsen, sahneye çıkıp kimlere teşekkür edersin?
  Heyecandan isimleri unuturdum kesin :) Ama bunu mümkün kılan herkese teşekkür ederdim.Çünkü bu, kendi başımıza yaptığımız bir şey değil.İstediğiniz kadar çabalayın, dünyanın en iyi şarkılarını yazın; ama birileri sizi desteklemezse, yazmazsa, çizmezse, eleştirmezse ne olacak? Hiçbir şey olmaz, ortaya güzel bir iş çıkmaz.

Son zamanlarda albüm dışında en çok kafa yorduğun şey ne?
  İngilizce albüm yapmak istiyorum aslında. ''Falling Down'' diye bir single yapmıştım ve promosyon dönemi geçince, o yöndeki çalışmalarıma devam edeceğim.

Son günlerde hayatını en iyi ifade eden cümle ne ?
  Vicdani anlamda rahatım ve mutluyum.Albümüm daha yeni çıktı ve bunun üzerine konuşuyoruz...Her şey yolunda. Kim bilir, belki altı ay sonra işler bu kadar keyifli görünmeyebilir gözüme; ama sonuçta elimizden geleni; hatta daha fazlasını yaptık.Biraz da heyecanlıyım. :)


Alıntıdır.

Çevrimdışı !..

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2372
  • Rep puanı: 143
  • Cinsiyet: Bayan
    • Emre Aydın Facebook
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #6 : 16 Ağustos 2010, 00:19:31 »
Posta Gazetesi Cumartesi Eki - Emre Aydın Röportajı (22.05.2010)

'Benim şarkılarımın bir derdi var!'

Emre Aydın ilk albümü ‘Afili Yalnızlık’la herkesin tanıdığı ve sevdiği bir şarkıcı oldu. İkinci albümü için beklenti büyüktü, Afili Yalnızlık’taki başarıyı yakalaması gerekiyordu. Genç şarkıcı ‘Kağıt Evler’ isimli ikinci albümüyle de çok büyük bir başarı yakaladı.

Derdi olan şarkılar yaptığını söyleyen Emre Aydın’ın şarkıları şimdi herkesin dilinde. Genç şarkıcıyla yeni albümünü, dertlerini, sevinçlerini konuştuk...


Artık albümler satmıyor ama sizinki gayet iyi gidiyor...

Evet. Beklediğimden de iyi gidiyor. Satış, tepkiler çok iyi. Birinci albümle çok iyi bir çıkış yaptıysanız ikincide yapmanız gereken onu devam ettirmektir. Ama bu albüm Afili Yalnızlık’ı da geçti. Tepeye çıktı.

Sizin şarkılarınızın genelde hikayesi oluyor. Kağıt Evler’inki nasıl?

Daha modern ve olgun bir albüm. Unutmakla unutamamak üzerine bir kompozisyon.

Olgun derken yaşınızı mı, tecrübenizi mi, bilginizi mi kastediyorsunuz?


Hepsiyle alakalı. 30’lu yaşlara geçiş dönemim. Mutlaka yaşımın etkisi var. Yaşınızla birlikte dinlediğiniz şeyler de değişiyor. Ben caz hiç sevmiyordum ama geçenlerde radyoda bir istasyon buldum ve epey dinledim. Eskiden bana hiç kimse 30 saniye caz dinletemezdi.

Özel hayatta yaşanılan şeyler de insanı olgunlaştırır...

Şöyle şeyler yaşadım da onlar beni olgunlaştırdı diyeceğim bir şey yok. İyi ve derdi olan şarkılar yapmaya çalıştım. Albümün bir derdi var mı, havadan sudan mı bahsediyor yoksa bir şey anlatıyor mu, genel olarak bir ruh halini yansıtıyor mu? Benim kriterlerim bunlar. ‘Kağıt Evler’ bunlara uygun bir albüm oldu.

Peki kadınlara bakışınızda değişiklik oldu mu?

Ben bu ilişkimde şunları tecrübe ettim. Bir dahakinde yapmayacağım dediğim ne kadar şey varsa hepsini yaptım. Daha fazlasını bile yaptım. Benim bakış açımda herhangi bir değişiklik olmadı. Zaten böyle bir durumda kontrol edemediğiniz biri oluyorsunuz. Aşıksanız kendinizi kontrol edemiyorsunuz. Aşkın mantıksızlık, hastalık olduğu söyleniyor, katılıyorum.

 Bu kadar güzel ve romantik besteler nasıl bir ortamda ortaya çıkıyor?


Aslında kafamda bir tema oluyor, o temayı uzun süre taşıyorum. Gitara ya da piyanoya yanaşıp nasıl olur diye bakıyorum. İnsanların bir albüm yapmadan önce 30 tane bestesi oluyor. Bende öyle olmuyor. Benim kafamda ufak ufak melodiler de oluyor. Onlarla ilgili en son kayda girmeden önce ya da heyecanlandığım zamanlarda oturup şarkı haline getiriyorum. Mesela ‘Hoşçakal’ diye bir şarkı yazacağımı çok uzun süre biliyordum. O hikayeyi de biliyordum. Bestesini yapmamış olsam da nasıl bir tınısı olacağını biliyordum. Sonra şarkıyı yazdım.


Kafanızda ufak bir senaryo yazıyorsunuz yani...


Evet tam olarak bu aslında.

Ve genelde de efkarlı senaryolar çıkıyor...

Evet. 6. Cadde grubundayken neşeli şeyler yazmıştım ama sonra onları dinlediğimde hoşuma gitmedi. Bir de kendi dinlediğim şeyler öyle değil. Eğlenceli şarkılar dinlemem. Dinleyici olarak çok tercih etmediğim için elim o akorlara gitmiyor, çok hoşlanmıyorum. Dinlemediğim için şarkı da yapmıyorum.

İnsanın içi hiç mi kıpır kıpır olmaz? Öyle zamanlarda neşeli şarkılar yazmak istemez misiniz?

O tip anlar benim şarkı yazma modundan en uzak olduğum zamanlar. Benim geride bırakmak istediğim derdi olan, bir şeyler anlatan şarkılar. Onlar da genelde hüzünlü şeyler oluyor.

Siz de öyle misiniz? Dertli ve hüzünlü?


Hayır. Öyle şarkı yazmanız sizin devamlı o modda gezmenizi gerektirmez. Eminim ki çok neşeli işler yapan insanlar da çok hüzünlü oluyordur. Hatta belki karakter olarak benimle karşılaştırırsak ben daha neşeli bir tipimdir.

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

En belirgin özelliğim birden samimi olmamam. Tabii ki iletişim kuruyorum ama otuzuncu saniyede ‘Sen ne yaptın ya?’ diye lafa giren biri değilim. Ailemden aldığım eğitimle de ilgili sanırım biraz daha mesafeli oluyorum. Mesafe zaman içinde kırılması gereken bir şey. Bence biraz da olması gereken bir şey. Zor bir sektörde çalışıyoruz. İşin içinde ego olduğu için sanatı pazarlayanlar da, satın alanlar da o egoya alışıyorlar. Egonun çok şişkin olduğu bir sektör olduğu için mesafenin yararı oluyor.

Aslında soğuk duruyorsunuz ama bir yandan da şarkılarınızla tüm özelinizi herkesle paylaşıyorsunuz?

Kendinizi ve duygularınızı herkese açıyorsunuz... Evet, aynen. Aslında çok açmam kendimi. Çevremde bir-iki insan vardır, onlarla bile az konuşurum. Bu albümde acaba çok mu anlattım diye sordum kendime. Bazı kriterlerim var tabii. Şarkıda başkaları geçiyorsa, şarkı onların hayatında problem çıkaracaksa bazı şeyleri kırpıyorum. Belki bu bile yanlış. Nihayetinde bir şarkı. Bitmiş bir aşk da olabilir, başka bir şey de ama bitmiş bir şey için şarkıyla onu deşmenin bir anlamı yok. Kendimi çok açtığım zamanlar oldu. O zaman da boşver deyip geçtim.

Bu albümü İsveç’te yaptınız. Bu durum ruh halinize ve albüme de yansımış sanırım...

Benim oranın havasını yansıtmak gibi bir niyetim yoktu. Birinci önceliğim soundu iyi olsundu, ikincisi ise iyi bir prodüktördü. O prodüktör İsveç’te olduğu için oraya gittim. Dinleyince fark ettim ki oranın havası yansımış. Ama hiç şikayet edilecek bir şey değil, çok da güzel bir tat olmuş.

'Bu Yağmurlar’ şarkınızda ‘Tutunuyorum uçurum kenarına, annem için’ diyorsunuz?

Annenize çok mu bağlısınız? Bağlıyımdır, aslında aileme bağlıyım, babama da, anneme de, kardeşime de. Ailemi önemserim. Babama da yazdığım şarkı var ama bitmedi. Zaten önemsediğiniz şeylerle ilgili şarkı yazıyorsunuz.

Peki kız arkadaşınız var mı?


Hayır yok.

Çok fazla genç kız hayranınız var. Bu durum özel hayatınızı etkiliyor mu, kıskançlık krizleri yaşanmasına sebep oluyor mu?

Hayır, çünkü bu biraz da dinleyicilerinizle kurduğunuz iletişimle alakalı. Beni insanlar ailesiyle dinlemeye geliyor. Dinleyicilerimle aramda her an bir şey olabilir gibi bir tınım yok. Çok da ilişkim olmaz zaten.

Ben de tam tersi bu kadar güzel sözler sık aşk yaşanmadan yazılmaz sanıyordum...

Bitmiş bir ilişkiyle ilgili söylemediğiniz ama söyleseniz daha iyi olacağını düşündüğünüz bin tane laf olur. Onları şarkı yapıp yapıp anlatabilirsiniz. İlla yeni bir sevgiliye yazılması gerekmez.

İlk görüşte aşka inanır mısınız?

İnanırım. Olmadı ama herhalde oluyordur. Bu işlerden pek anlamam.


Neden anlamam diyorsunuz?


Gerçekten anlamam. Kadınlar üzerine, ilişkiler üzerine ahkam kesecek kadar ne tecrübem var ne de bilgim. Benim yaptığım şey içinde aşk da olsa kendi hikayelerimi şarkıyla anlatmak. Aşk üzerine, ilişkiler üzerine derin sözler söyleyecek bir adam değilim.

Nasıl bir aşık olursunuz? Romantik mi, aptal aşık mı? Ayakları yere basmayan mı?

Hepsini tek tek olduğum oldu. İçinde bulunduğum duruma göre, karşımdaki insana göre ve benim psikolojime göre değişiyor. Hepsi oldu tek tek.


Sürpriz yapar mısınız?

Yine karşımdakine göre değişiyor. Sürprizlerle dolu bir insan değilim ama ufak tefek bir şeyler yaparım. Bir çiçek çoğu zaman kız arkadaşınız için arabadan daha güzel bir hediye olabilir.

Siz aslında iktisat mezunusunuz. Şarkıcılık yapmasaydınız ne olmak isterdiniz?

İktisat ailem istediği için okuduğum bir meslek. Veteriner olmak ya da anaokulu öğretmeni olmak isterdim. Hem çocukları hem de hayvanları çok seviyorum. Severek yapardım.

Alıntıdır.

Çevrimdışı ·haleuysal·

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 8879
  • Rep puanı: 239
  • Cinsiyet: Bayan
  • Müzik eğer aşkın gıdasıysa, durmadan çalsın...
    • hale uysal
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #7 : 27 Ağustos 2010, 17:47:17 »
Marie Claire Dergisi Röportajı

"İnsan düşmemek için unutmak ister"

Emre Aydın'ın dört yıl aradan sonra çıkardığı ikinci solo albümü Kağıt Evler, unutmak üzerine. Şarkılarının tamamen kendi hikâyelerinden yola çıkarak yazdığını söyleyen Aydın'ın efkârlı müziği insanın üstünü örttüğü, ruhunun en kuytu noktalarına değiyor.

Yazı ve styling: Berin Yavuzlar
Fotoğraflar: Dinçer Dinç

Kağıt Evler üzerine

"Afili Yalnızlık'tan sonra hem ikinci albüm sendromuna girmemek adına Kağıt Evler'i bir ikinci albüm gibi görmek yerine yeni ve iyi olması gereken bir albüm olarak görmeyi tercih ettim. İyi şarkılar yazmaya çalışmak dışında yapabileceğim pek de bir şey yoktu. Daha iyi bir sound, daha iyi şarkılar yazmaya çalıştım. Tamamen kendi hikâyelerimden yola çıktığım, kesinlikle daha samimi bir albüm oldu. En az Afili Yalnızlık kadar sevdim Kağıt Evler'i"
"Bu Yağmurlar video klibinin yayınlanmasından bir iki gün önce biraz heyecanlanmadım desem yalan olur ama dediğim gibi ekstra bir anlam yüklememeye çalıştım ve bunda da genel olarak başarılı oldum diye düşünüyorum."
"Albümün kayıtları İsveç'te yapıldı ama özellikle İsveç'i değil de Mats Valentin ile çalışmayı tercih ettim. Mats başka bir ülkede yaşıyor olsaydı, İsveç'e değil de o ülkeye gidecektim. Mats'la daha önceden Fallin' Down'ın kayıtları sırasında tanışmış ve çalışma fırsatı yakalamıştım ve onun gerçekten iyi bir çıkaracağına inanıyordum. Her anlamda içim rahat diyebilirim."

Dört yıl içinde değişenler

"Dört yılda aslında çok fazla şey değişmedi hayatımda. Ünlü olmak zaman zaman özgürlüğümü etkilese de çoğu zaman bir şapka ve bir gözlük kallanarak daha rahat hareket edebiliyorum."
"Dört yılın ilk iki yılı zaten Afili Yalnızlık'ın turnesi ile geçti. Sonraki iki yıl şarkılar üzerine daha çok eğildim diyebilirim. Tabii uğraşmanız gereken şeyler sadece müzikle sınırlı değil, diğer taraftan da doğru ekibi oluşturabilmek için hem çok zaman harcadım hem de çok uğraştım"
"Büyümek: sorumluluk almayı daha doğrusu o sorumlulukları kabul edip onlarla barışmayı gerektirdi. Zaten hiçbir zaman kimse dünyünın çok kolay bir yer olduğunu söylememiştir herhalde ama büyüdükçe her şeyi daha fazla anlamaya başlıyor ya da anlamaya çalışıyorsunuz."
 
'Bu Yağmurlar'dan uzak durmak'

"Bunu kontrol edemezsiniz.  Sadece geçici olarak bir korumak edinip orada biraz kalabilseniz de mutlaka dışarı çıkmamız gerekecektir. Zaten albümde genel olarak üzerinde durmaya çalıştığım durum da buydu."
"Bu şarkıları yazarken sakladığım bazı duyguların ortaya çıkmasından rahatsız olmuyorum. Bunlar o hikâyelerin sadece sonra tekrar dönüp: 'Ben ne yapmışım' dediğinizde haberdar olabilmek aslında insanın kenini daha iyi tanıyabilmesi için iyi bir olanak."
"Bana kalırsa ölümsüzleşen bir şey varsa o da kişiler değil, sadece şarkılardı. Bunu da benim kendi şarkılarım için dile getirmem doğru olmaz. Bunun yanı sıra şarkıdaki hikâye iki kişilikse eğer, orada mevzubahis olan her şey iki kişilik olduğundan, kimseye fazladan pay çıkmamış olur diye düşünüyorum.


"İnsan düşmemek için unutmak ister. Unutmak mümkündür ama bunu gerçekten isteyip istemediğiniz önemli...
Gitmek de zor kalmak da. Kalmak daha sancılı, gidebilmek başlı başına bir iş."
"Zaman zaman her şey kendi içimde yaşamayı becerebiliyorum ama tam tersi de söz konusu olabiliyor, duygularımı belli edebiliyorum. Pek ağlamam ama. En son ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum gerçekten." Emre Aydın


Beraber Çalışmak
"Her zaman çalıştığı müzisyenler ve ekip arkadaşlarıyla uyumludur ve eğlenceli bir çalışma ortamı yaratır.
Ayrıca geleneksel ve basit yöntemler yerine zor ve yenilikçi yöntemleri tercih ettiği için de çalışması oldukça keyifli bir sanatçı."Yasemin Kağa- Sony Musıc Ürün Müdürü

Bu Yağmurlar Klibi
"Bu Yağmurlar, Emre'yle ilk çalışmamdı. Parçayı dinlediğim andan itibaren konsept neredeyse hazırdı ki bazen uzun sürer bulmam. Hüzne karşı büyük zaafım var ve Emre'de de bu fazlasıyla mevcut. Şarkılarının tonu ve sözleri tüm müzik-video yönetmenleri için çok avantajlı. Nerdeyse kendi görselini yanında taşıyor. ön hazırlık sırasında İsveç'te kayıtta olduğu için Emre'yle ya telefonda ya da mail vasıtasıyla görüştük. Konsepti bir kere anlattım, çok kısa düşündü ve "Tamamdır, hele ki sen böyle hayal ettiysen" dedi. Emre proje sürecinde yanındaki tüm profesyonellere hem güveniyor hem de saygı duyuyor. Fazla konuşmuyor, hatta daha fazla dinliyor. Benim çok dikkat ettiğim bir vasıftır ve çok takdir ederim böyle insanları. Murad Küçük- Yönetmen

Sanatçı Profili
"Emre Aydın müzik sektörünün son dönemlerde kazandığı önemli sanatçılardan biri. Söz yazarı ve besteci kimliği, iş konusundaki disiplini, mütevazı kişiliğiyle gelecek nesillere de örnek teşkil edecek bir sanatçı profiline sahip
Yasemin Kağa - Sony Musıc Ürün Müdürü

Üniversite Yıllarından Bugüne
"Emre ile arkadaşlığımız üniversite yıllarına dayanıyor. Daha o zaman kafamıza koymuştuk; o albüm yapmak istiyordu, ben de bir şekilde müzik sektörü içerisinde varolmak istiyordum. Yıllar içerisinde ikimiz de kafamıza koyduğumuzu yaptık. O albüm yaptı, hatta ikincisini çıkardı, ben de müzik sektörüne girdim ve onun menajeri oldum. Bu durumdan çok memnun mu bilemiyorum, kendisine sormak lazım. Kafasına koyduğunu yapan ama bunu kolay yollarndan yapmayı değil de kendine has yöntemlerle farklılık yaratarak yapan biridir Emre. Çok ayrıntıcı, çok titiz ve disiplinlidir ama bu ayrıntıcılık içerisinde insanı boğmaz. Onunla çalışmak çok keyiflidir. Bugün dönüp geçmişe baktığımda bu yola onunla birlikte çıktığımdan hiçbir zaman pişman olmadım."
Fadıl Dinçer - Yakın Arkadaşı / Menajeri

Bir Prodüktör Gözünden
"Emre ile ilk tanıştığımızda benim müzikal olarak çekincelerim vardı. Sonuçta müzik evrensel ama dil uarkı etkiliyor insanı. Türkiye'nin müzikal yapısını anlamam ve ona göre hareket etmem gerekiyordu. Enstrümanlar konusunda da aynı şey geçerli. Belli başlı enstrümanlar her yerde kullanılıyor. Hayatımda ilk defa ney kullandım bir şarkının içinde ve en başta çok zorlandım bunu nasıl tonlayacağım diye. Sonrasında Emre'yi ve Türk müziğini dinleye dinleye alıştım. Emre çalışması kolay biri. Ne istediğini bilen ve bunu rahat ifade eden biri olduğu için birlikte çalışma konusunda çok zorlanmadık. Bizi en çok zorlayan, daha doğrusu Emre'yi zorlayan tek şey buradaki hava koşullarıydı. İsveç'in -20 derece soğuğu ve karanlık hava onu çok zorladı. Gerçi iyi oldu; albümde adını veren Kağıt Evler'i burada yazdı! Müziği konusunda da şunu diyebilirim; Emre sözleri İngilizceye çevirene kadar ne söylediğini anlamasanız da yaptığı müzik insanı etkiliyor.
Mats Valentin - Prodüktör

Büyük kalpli kocaman akıllı adam... Bir ömür boyu şarkı yazsın, bir ömür boyu da dinleyelim. Yeni jenerasyonun tek erkek ozanı, iyi ki tanıştık."
Sıla - Arkadaşı / Sanatçı

Sert çok yoğun yağışla gerçekleşti ve hava gerçekten çok soğuktu. Ziyafet masası sekansım çekerken yanına gittim ve sırılsıklam olup, üşüyüp, hasta olabileceğini söyledim.
Bana dönüp gülümsedi ve 'Böyle gerekiyorsa böyle çekelim' dedi. Sabahın dördüydü, karanlık bir ormanın ortasında karşısında bir fırtına makinesi varken, sekansın sonuna kadar sesini çıkarmadan, bazen titreyerek parçaya defalarca söyledi. Umarım Emre durmadan müzik yapar ve benden de videolarını çekmemi ister.
Murad Küçük - Yönetmen

Kalbimde ruhunu duymak istiyorum

Gözümde gözünü görmek istiyorum

Çevrimdışı ·haleuysal·

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 8879
  • Rep puanı: 239
  • Cinsiyet: Bayan
  • Müzik eğer aşkın gıdasıysa, durmadan çalsın...
    • hale uysal
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #8 : 27 Ağustos 2010, 18:10:26 »
UNIQ: SILA sordu EMRE AYDIN cevapladı



Minik dergimizin efsane bölümünde bu ay SILA soruyor, EMRE AYDIN cevaplıyor… e daha ne istiyorsunuz? :)

Şaka bir yana her ay birbirinden özel ‘dream tamam’ler kuruyor olmanın keyfini sizlerle paylaşıyor olmak apayrı bir keyif.

Buyurun bakalım, bu ayki Kapak Olayı röportajımıza…

Öncelikle hayırlı olsun yeni albüm. Şansı bol olsun. Herkesin uzun zamandır beklediği bir albümdü. Biraz yapım aşamasından bahsetsen, İsveç’te ne kadar üşüdün mesela?
Teşekkür ederim. Beklediğimden daha soğuktu cidden ama beklediğim kadar zor geçmedi. Bir ara, İsveç`e gitmeden önce, epey dır dır yapıyordum hatırlarsın, nasıl olacak, nasıl yapacaklar diye. Ama kolay anladılar ve gerçekten hızlılar. Zevkliydi. Ek olarak; yiyecek pek bir şey bulamadığım için birkaç kilo verdim. Fena olmadı :)

Bize hep sorarlar malum nasıl yazıyorsunuz diye. Şöyle sorsam... Neden yazıyorsun?

Sırf iyi hissetmek için sanırım. Yani artık albüm çıkarmak gibi bir yükümlülüğümüz var, kabul, ince eleyen tipler olduğumuz için hazır şarkı almak yerine oturup yazmak daha uygun, tamam ama lise yıllarında da bir şeyler karalamaya çalışırken hep iyi hissetmek güdüsü vardı. Bir şarkıyı tamamlayıp, az biraz miksleyip,"iyi oluyor bu" diyebildiğim zaman gerçekten iyi hissediyorum.

Şarkı yazmak mı söylemek mi daha ayrıcalıklı senin için ?

Yazmak, yazabilmek her zaman çok haz verici. Aslında çok da ayırt etmek istemiyorum hiçbir etapı ama en favori kısmım mutfak kısmı sanırım. Dolayısıyla yazmak evet.

Konserden konsere koşuyorsun bu ara malum, şarkılara nasıl tepkiler geliyor, ilk etapta hangi şarkılar öne çıktı? Ben bu ara çokça ‘Kağıt Evler’ dinliyorum mesela.
Gayet iyi gidiyor. Alıştım Susmaya, Hoşçakal, Tam 4 yıl olmuş dün ve Son Defa daha bir öne çıkıyor sanki. Kağıt Evler konserde bir renk olmaktan öteye geçemedi henüz. Ama benim de favorilerim arasında.

Kısa zamanda gerek duruşunla gerek şarkılarınla saygın bir yere tutundun başka hayatlarda. Bu arada sana neler oluyor, sende neler değişiyor?
Çok değişen bir şey olmadı. Azıcık zorlaştı hayatım. Ama istediğim işi yapabilmenin mutluluğu her olumsuzluğu bastırıyor. Bir de aslında şarkılar, herkesin şarkıları yani, bizim tahmin ettiğimizden daha önemli yer tutabiliyor insanların hayatında. Bir dönemi beraber geçiriyoruz hiç tanımadığımız insanlarla.

Kimle şarkı söylemek istersin bu hayatta?
Seninle, Feridun Düzağaç`la, Leman Sam`la uzar gider liste. Placebo ne güzel olurdu mesela. Fıstık gibi olurdu :)

Uniq Ekibi (haddimizi aşarak araya karışıyoruz; affola) : Valla ne şahane olurdu, olsa ya... :)

Nedir müzik dışında seni heyecanlandıranlar? Var mı hobin?
Kedilerimle vakit geçiriyorum hep bir de köpeğimle. Edebiyata hevesliyim işte biraz da. Zaten işten güçten pek fazla bir şeye vakit kalmıyor.

Ben seni tanıdığım için ne kadar komik biri olduğundan haberdarım. Ama dışarıya karşı içe dönük bir tavrın var. Yapı mı bu yoksa kalkan mı?
Hemen ısınamıyorum herkese genellikle. Aslında özellikle tercih ettiğim bir şey değil, kendiliğinden gelişiyor. Sen de sert görünüyorsun mesela. Ama gayet güleryüzlüsün...

Peki sen neler okursun, neler dinlersin? Herkes çok merak ediyor böyle şeyleri.
İkinci yeni okuyorum hala. Çevremdeki hemen hemen herkes vazgeçti, ben tam gaz devam ediyorum. Şu sıralar FD dinliyorum. Bir de -körler sağırlar birbirini ağırlar değil bu- senin albümünü didikliyorum. Bir ara ciddi bir şekilde "in a relationship with Yara Bende" durumum vardı bildiğin üzere. Hala da gayet iyi aramız.

Bir daha doğsan, yine mi bu iş?
Aynen.Ama Sabuha coverı yapmadan :)

Ne korkutur seni, nedir eyvah’ın?
Uçak korkutur. Sevdiklerim korkutur. Hep tek gözümü üstlerinde bırakırım başlarında kötü bir şey dolaşmasın diye. Halbuki abuk, kendisine yetemiyor insan çoğu zaman.

Dost düşman kimdir, sen çözebildin mi? Ben her defasında hala şaşırıyorum.
Çözemedim. Şaşırıyorum da şaşırdığıma da şaşırıyorum aslında.

İsyankar romantik prens diyorlarmış sana! Ne bu?
Onu hiç bilmiyorum. :) Demesin insanlar birbirlerine öyle şeyler :)

Yurt dışı planları neler?
Falling Down`la tırtıklamaya başladık ama bilemiyorsun nereye, ne kadar gider. Devam edeceğim."İyi oldu bu" diyebileyim gerisi de azıcık şans işi. Bakalım bakalım.

Kahramanın kim?
Babam.

Uzun yıllar şarkılarını dinleyeceğimizden eminim. Rüzgarın hep kolayına essin!
Senin için de geçerli aynı şey. Hep, en az istediğin kadar iyi gitsin.

Hem Sıla’ya, hem Emre Aydın’a bize vakit ayırdıkları ve bu güzel röportaja imza attıkları için öbek öbek teşekkür ederiz…


röportaj UNIQ dergisinin mayıs sayısında mevcuttur..

Kalbimde ruhunu duymak istiyorum

Gözümde gözünü görmek istiyorum

Çevrimdışı ·haleuysal·

  • Yönetici
  • *****
  • Mesaj sayısı: 8879
  • Rep puanı: 239
  • Cinsiyet: Bayan
  • Müzik eğer aşkın gıdasıysa, durmadan çalsın...
    • hale uysal
Emre Aydın Mayıs 2010 Röportajları
« Yanıtla #9 : 27 Ağustos 2010, 18:18:30 »
Elele Dergisi Röportajı

VE KARŞINIZDA, KAĞITTAN EVİYLE EMRE AYDIN

Parçalarıyla tam da kalbimize dokunmayı başarabilen nadir şarkıcılarımızdan Emre Aydın... 'Kağıt Evler' albümündeki parçaları defalarca dinledim, her birinin sözleri müthiş! Hatta, birçok kişi, onun için 'günümüzün çağdaş ozanı' diyor. O ise, bundan onur duyacağını söylüyor.
Yüz yüze geldiğimizde, aslında tam da beklediğim gibi biri çıkıyor: Sakin, mütevazi, sevimli... Yine de, "Siz şarkılarınız kadar sakin, hüzünlü biri misiniz?" diye soruyorum. "Çok hüzünlü, devamlı başı önde birisi değilim. Ama sakinimdir, çok fazla gürültü patırtıdan hoşlanmıyorum gerçekten" yanıtını veriyor.
Şimdilerde 29 yaşında olan Emre aydın'ın sevgilisi de yokmuş! Buradan hayranlarına duyurulur. İyi bir partner olmadığını belirten Emre Aydın'a göre aşk ise, dünyanın en saçma ve en güzel şeyi!
Hedefi ise, içine sinen 10-15 beş albüm yapabilmek! Biz soruyoruz,o yanıtlıyor...
 
Dört yıl aradan sora, 'Kağıt Evler' albümü ile aramıza dönen Emre Aydın, "Bir emekle yaptığınız bir şeyi unutursunuz, unuttuğunuzu sanırsınız aslında; sonra bir şey olur, herhangi bir şey; unuttuğunuzu sandığınız ne varsa, teker teker hortlar yeniden...
Kağıt eviniz yıkılır yani..." diyor.

 

"Hoşçakal olacaklar sensiz olsun, daha durmam boşluklarında ben, unutuyorum..."  Bence sıradaki klip, 'Hoşçakal'a gelmeli, ne dersiniz?
 
'Hoşçakal' ve 'Alıştım Susmaya' arasında gidip geliyoruz açıkcası. İki şarkının da klibi olacak ama mutlaka...

Şarkıların şu anda evli olan eski bir sevgiliye yazıldığını söylemişsiniz... Bu eski sevgili ne kadar da şanslıymış farkında mı acaba? Öğrenmiş olmalıdır, herhangi bir tepki verdi mi?
 
Aslında onu vurgulamadım ben. Yani sorulunca söyledim, evet; ama üzerine basayım gibi bir niyetim yoktu. Bütün şarkılar değil zaten, iki şarkı. "Şu anda evli" kısmını da şarkı sözünde geçiyor nasıl olsa diye söyledim. Öğrenip öğrenmediğini bilmiyorum ve merak da etmiyorum doğrusunu isterseniz. O hikâyenin bana ait olan kısmını anlatmaya çalıştım iki şarkıda. Üstünden yıllar geçmiş zaten, bitmiş gitmiş...
 
Şimdi biz bu şarkıları dinleyince; 'kadın hata yaptığını anlar ve adama geri döner, çok mutlu olurlar' gibi bir son bekliyoruz. Mümkün mü böyle bir şey?
 
Ortada hata olmadığı için böyle bir şey olması mümkün değil. Söz konusu şarkılarda, "hatalısın ve hatanı kabul et de barışalım" gibi bir durum da yok. Dediğim gibi, onlar, yani şarkılarla anlattıklarım, bende kalan izler. Yoksa ben mutluyum. O da mutludur herhalde. Herkes mutlu yani şu anda, bir sorun yok.
 
Şarkı sözleriniz içimize çok dokunuyor. Güzel bir parça sözü olması için illaki yaşamak mı lazımdır?
 
İlla yaşamak lazım olmayabilir ama şarkının bir derdi olmasını ve kurgu dahi olsa hissedilerek yazılmış olmasını dinleyici olarak ben de tercih ediyorum.
 
Sizin için çağdaş ozan diyorlar, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 
Teşekkür ederim. Çok onur verici...
 
Albümün adı neden, 'Kağıt Evler' oldu?
 
Yapımı zor, yıkılması kolay bir metafor aradım. Albümün liriksel konsepti, 'unutmak' çünkü. Unutmak bana hep öyle gelmiştir; binbir emekle yaptığınız bir şeyi unutursunuz, unuttuğunuzu sanrısınız aslında; sonra bir şey olur, herhangi bir şey; unuttuğunuzu sandığınız ne varsa, teker teker hortlar yeniden. Kağıt eviniz yıkılır yani...
 
Peki, size en çok dokunan parçanız hangisi albümde?
 
Stüdyo aşamasında şarılarla fazla haşır neşir olduğunuz için bir süre sonra o şarkılar size dokunmuyor, ama 'ayrı ayrı' benim için diğerlerinden biraz farklıdır. Aslında değişiyor sık sık; bir hafta önce de 'Hoşçakal' cıydım. Bugün mesela provada, 'Kağıt Evler'i söylerken en çok o dokunuyormuş gibi geldii. Bilemiyorum.[/i]

Aşk sizin için ne ifade eder?

Dünyanın en saçma ve en güzel şeyi.

Aşık olacağınız kadın nasıl biri olmalı? Peki, dış görünüşü?

Belirli kriterlerim yok. Şöyle bir düşününce hep birbirlerine benzemeyen kadınlara aşık olmuşum. Ya da aşık oldum sanmışım. Zaten o durumu da anlayabilmiş değilim. Acaba aşık olmaya mı çalışıyoruz hep ve onu kendimiz mi yaratıyoruz? Ya da yok mu aslında aşk diye bir şey? Bunu da bilemiyorum.

Güzel bir aşk insanı besler, siz şimdilerde bunun özlemini duyuyor musunuz?

Duymuyorum gerçekten. İşimle fazla haşır neşirim. İnsanı besleyenin aşk mı ayrılık mı olduğu konusunda şüpheliyim.

Siz aşık olunacak bir adam mısınız? Nasıl bir partnersiniz?

Pek iyi bir partner değilim herhalde ya... Bunu ben bilemem ki zaten. Elimden gelenin fazlasını yaptığım zamanlar da oldu, kendi içime çekildiğim ilişkiler de yaşadım. En azından istikrarlı bir partner değilim sanırım.

Çapkın mısınız?

Hayır, değilim.

Sürprizleri sever misiniz? Mesela, en son sevgilinize, ne hediye etmiştiniz?

Çok sevmiyorum sanırım. Huzursuz hissediyorum genellikle . Hediye konusunda da pek başarılı değilim. Hatırlamıyorum mesela en son ne aldığımı. Epey zaman geçti üstünden, onun da etkisi vardır mutlaka.

Siz hediye almayı sever misiniz? Ne getirseler size çok mutlu olurdunuz?

Düşünülmüş olması yeterlidir benim için ama düşünülmediyse de aklıma bile gelmez. Çok takılmıyorum galiba o tip şeylere.

Hiç tanımadığınız birinin hayatını nasıl kolaylaştırdınız en son, hatırlıyor musunuz?

Genellikle zorlaştırıyormuşum; öyle diyorlar. Basın danışmanım benden çok şikayetçi mesela.

İlk albümden bu yana, aradan 4 yıl geçti ve siz 30'unuza yaklaştınız. Nasıl bir Emre Aydın var şimdi karşımızda?

Hala 29 yaşındayım. Biraz yoruldum sanırım. Genel bir yorgunluk. Yorgunluk dememek lazım aslında; duruldum diyebilirim. Ama çok büyük değişiklik de geçirmedim sanırım 25'imden bu yaşıma...

Siz şarkılarınız kadar sakin, hüzünlü biri misiniz?

Moduma göre değişiyor. Çok hüzünlü, devamlı başı önde birisi değilim. Ama sakinimdir, çok fazla gürültü patırtıdan hoşlanmıyorum gerçekten.

Peki kendinizi 3 kelimeyle tanımlamanızı istesem...

Yoğun, yoğun, yoğun...

Hiç bilmediğimiz bir yönünüz var mı? Bir huy, bir uğraş vs...

Gerçekten yok. Ne kadar bazı şeyleri kendime saklamak istesem de ve bunun için uğraşsam da illa bir şekilde ortaya çıkıyor o. Herkes bilmiyor tabii ama yakından takip edenler biliyorlar hakkımdaki her şeyi hemen hemen...

En değerli şeyiniz nedir şu hayatta?

Ailem ( canım bunu böyle parantez içinde  foruma yazmayacağım ama soruyu yazarken hemen cevabı tahmin ettim. Ailem!!)

Asla yapmam dediğiniz ve gerçekten yapmadığınız şey?

Saç uzatmak.

Ritminiz hızlanığında, yavaşlamak için ne yaparsınız? Size ne rahatlatır?

Kedilerimle ilgileniyorum. Daha rahatlatıcı bir şey yoktur sanırım.

Çılgınlıklarınız var mıdır?

Pek yoktur.

Sizi en çok ne güldürür?[/font]

Boş zamanlarımda hala Avrupa Yakası izleyen tayfadanım ben. Burhan Altıntop'a her zaman gülüyorum. Engin Günaydın'ın her işi çok iyidir zaten...

En son ne zaman, neden ağladınız?

Yasmin Levy dinlerken ağladım. Sebepsiz. İlginç yanı, kadının neden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim olmaması. Ladino (İspanyolca, İbranice karışımı) dilinde yazıyor şarkılarını. Ama, o neyce söylerse söylesin, aynı dille söylüyor ve o dil bir şekilde benim anladığım bir dil.

Yapmayı en çok istediğiniz şey ya da şeyler neler?

Tatil yapmayı özledim. Sıcak bir yerde tatil yapmayı. İki gün yeterli. Zaten üçüncü gün sıkılıyorum. Ama gerçekten yoruldum bu aralar.

İstanbul'da nerelere gitmekten hoşlanırsınız?

Cihangir'i seviyorum. Eskiden sevmezdim hiç, ama rahat ediyorum artık orada. Onun dışında her iki yakanın sahil şeridini de seviyorum. Denize karşı bir şeyler yapmak, en azından o havayı solumak hep dinlendirir beni.

Sizi daha çok kimler dinliyor? Peki, hedef kitleniz kimler?

Hedef kitlem yok. Güzel olduğunu düşündüğüm şarkıları iyi ybir şekilde sunmaya çalışıyorum sadece. Gerisini planlamak bana hep mantıksız gelmiştir. 13-14 yaş üstü dinliyor sanırım, ama 35 yaş ortalamasına konser verdiğim de oldu, 15'e de...

Siz kimleri dinliyorsunuz? Türk ve yabancı şarkıcılardan?

Sıla ve Feridun Düzağaç dinliyorum şu sıralar. Placebo hayranıyım.

En son hangi filmi izlediniz?

O kadar uzun zaman oldu ki hatırlamıyorum.

Kitap okuyabiliyor musunuz? Vaktiniz oluyor mu?

Şu sıralar olmuyor.

Ünlü olmanın bedeli ağır mı gerçekten? Nelerden vazgeçtiniz?

Eskisi kadar rahat hareket edemiyorsunuz.  Ama çok ağır bir bedeli olduğunu da düşünmüyorum. Gerçi o biraz da neler yaptığınıza ve o ünü hayatınızda nasıl bir yere konumlandırdığınıza bağlı.
Dediğim gibi, çok fazla rahat dolaşamamanın dışında öyle aman amanlık bir durumu yok bence... Bir de eleştirilerden etkilenmemeyi öğrenmeniz lazımm, ama bu zaten kolay edinebilinir bir şey. "6. Cadde" zamanı çok genç olmanın verdiği duygusallıkla biraz yıpranmışştım, ama sonra deriniz kalınlaşıyor.

Hayat yolculuğunuzda, istediğiniz yerde misiniz?

Evet. Şöye 10-15 beş albüm yapabilirsem hepsi içime sinen, o zaman tam olarak istediğim yerde olacağım.

Mutlu musunuz?

Mutluyum.

Sahne dışında, Emre aydın, gülük yaşamda neler yapar?

Bu sıralar uyur. Sekiz saat uyuyabilecekse mutluluk içinde gider yatağa.

Yaşlandığınızda kendinizi nerede, nasıl, kiminle birlikte hayal ediyorsunuz?

İzmir'de yaşamak isterdim. Hala şarkı söylüyor olmayı, bir şeyler yazıyor olmayı gerçekten çok isterim. Yanımda olmak isteyen herkes olabilsin, o benim için yeterli olur.

Çocuğunuz olsun istiyor musunuz?

Zannetmiyorum. Çok büyük bir sorumluluk o.

Nasıl bir baba olurdunuz hiç düşündünüz mü?

İyi bir baba olmaya çalışan bir baba olurdum herhalde.

Evlenmeyi düşünüyor musunuz? Bunun için bir tarih var mı düşündüğünüz?

Hayır. Zaten hayatımda birisi yok. insanların özellikle hayatlarında birileri yokken, bu tip planlar yapmaları bana çok rasyonalist geliyor.  Fazlasıyla hem de.

Son sorumuz; siz nasıl bir oğulsunuz? Bizim aracılığımızla, Anneler Günü için annenize bir şeyler söylemek ister misiniz?

Aslında bunun anneme sormak lazım, ama ailesini üzmemeye gayret eden biriyim. "Anneciğim kutlu olsun Anneler Günü'n
"Çiçek gönderip gereksiz masraf yapma" desen de, orada bir türlü hemfikir olamıyoruz."


* Alıntıdır

Kalbimde ruhunu duymak istiyorum

Gözümde gözünü görmek istiyorum