Dream Dergisi'nin Kasım 08 sayısında emreaydın'ın iki sayfalık röportajı,posteri ve küçük bir yapıştırması bulunmakta... Buyrun röportaj:
"Afili Yalnızlık" 'ın üzerinden iki yıl ve yüzlerce konser geçtikten sonra tekrar Emre Aydın'layız.Büyük yaygara koparan çıkışı,Şebnem Dönmez'li,orijinal hikayeli klipleri,Türkiye'nin dört bir yanını dolaştığı konser turnelerinin ardından fırtına şimdilik dinmişe benziyor.Şimdiki durumu ise "fırtına öncesi sessizlik" olarak yorumlamak daha doğru olacak.Şubat ayında çıkarmayı düşündüğü ikinci albüm için günlerini stüdyoda geçiren Emre Aydın'ın aklı fikri yine müzikte.Yeni albümün ilk tüyolarını kendi ağzından dinlerken bir yandan da kurcalayarak "Afili Yalnızlık" 'ı çekiştiriyoruz.
En çok merak edilen mevzuyla başlayalım...Malum yeni albümün çıkış tarihi...
Bir aksilik olmazsa şubat ayında çıkarmayı düşünüyoruz.Elimde olmayan sebeplerden dolayı sarkabiliyor,o yüzden kesin konuşmamak lazım.Ama en azından şubata yetişecek gibi çalışıyoruz.Yaz turnesi öncesi başlamıştık çalışmalara.Hala da stüdyoda kayıtlar devam ediyor.Şu ana kadar beş altı parça kaydettik.Her şey gayet istediğim gibi gidiyor diyebilirim.Albüm çalışmaları hızlanınca konserlere de ara verdik bu aralar.
İkinci albümden,kendi beklentilerin neler?
Estetik kaygılarım vardı başlamadan önce.Birinci albümden aşağı kalır bir şey olmaması gerekiyordu.Çok şükür olmayacak gibi de...Daha modern bir ses hakim ikinci albüme."Afili Yalnızlık" çıkar çıkmaz ikinci albümü düşünmeye başladım.Nasıl bir konsept yapabileceğimi,neler deneyebileceğimi düşündüm durdum.İki yıl öncesinden karar verdim aslında ikinci albümün konseptine."Efkar" müziğinin ağırlıkta olduğu bir konsept yaratmaya karar verdim.Bizim bildiğimiz sözel anlamda değil müzikal anlamda efkar teması kas ettiğim benim.İçinde ney ve kaval barındıran,biraz o taraf,biraz bu taraflara ait bir müzik.
Müzikteki efkar temasını biraz açalım mı?
Yasmin Levi'den çok etkilendim bu konuda.İspanya'da yaşamış,içinde hem Ortadoğu,hem İspanyol hem de Türk ezgileri bulunduran şahane bir albüm yapmış.Bu tarz ezgilerin harmanlanışı ortaya hem tanıdık hem de farklı ve keyifli bir şey çıkartıyor.Alternatif müzik adamıyım ben.Hem müzisyen hem dinleyici olarak.Bu bahsettiğim Anadolu rock'ını anımsatan bir şey.Ney ve kaval sesleriyle kendi müziğimi harmanladığım bir tema oldu bu bahsettiğim efkar müziği.Bu çok ince bir çizgi aslında!İki sound arasında dengeyi iyi kurmak lazım.Gripin'den Arda ve İlker,Vega'dan Tuğrul'la beraber çalışıyorum bu albümde.Tam da istediğimiz tatta,dengede bir sound çıktı ortaya.En önemli nokta ise,ilk albümdeki samimiyeti bu albümde de koruyabilmek.
Bu anlamda bir risk taşıyor mu sence yeni albüm?
Taşıyor tabii.Ama birinci albümü seven birisinin,yeni albümde "Bu adam ne yapmış böyle?" şeklinde afallayacağını zannetmiyorum."Afili Yalnızlık" 'ta o konsepti,o soundu yapmışım zaten.Bu albümde yine ona yakın bir şey yapsam kendimi tekrar etmiş olurdum.
Yeni albüm hazırlığı sırasında etkilendiğin,ilham aldığın bir müzik ya da isim oldu mu?
Dünya'da ne olup bittiğini,kimin ne çaldığını takip ediyorsun tabii.Bu konuda Vega'dan Tuğrul'un inanılmaz katkısı oldu.İngiltere'nin ufak bir kasabasından kimsenin haberi bile olmadığı bir grup keşfeder ve neyi nasıl çaldıklarını araştırır.Ben de bakarım.Portishead ve Air'in son albümlerini dinledim.Ama farklı bir kulakla,etüt ederek dinliyorsun bu sefer.
Kendini tekrar etmek demişken,ilk albümün "yalnızlık" teması üzerine kurulu olması,tüm şarkıların bir şekilde iç içe geçmesi bir yerden dezavantaj yarattı mı?
Yarattı tabii.Dinleyici bir tüketicidir aynı zamanda.Benzer şeyler daha çabuk tüketilir.Bir albümde şarkılar birbirinin aynıysa bir yerden sonra bıkkınlık hissi verir tabii."Afili Yalnızlık" 'ı yaparken bu ihtimali de hesaba kattım tabii.Şarkılar aynı anlatmıyordu aslında.Albüm yalnızlık teması üzerine kurulu ve her şarkı bu temanın bir alt başlığı gibi şekillendi.
Belki de bu yüzden bir şarkıyı dinlerken aklımıza diğeri geldiği,hatta kimi zaman şarkıları karıştırdığımız bile olmuştur.
Bunu özellikle yaptım zaten.Dediğim gibi tüm şarkılar,belli bir hikayeyi anlatma üzerine kurulu.Hepsi bir bütünün parçası!Pazarlama açısından bakarsan,büyük bir hata aslında.Ama böyle yapmak istedim ve yaptım.
Tek albümü olan bir isme göre iki yıl boyunca rekor sayıda konser vermiş olman dikkat çekici.
Birebir iletişim kurmak çok önemli bir şey.Sahne bu işin hem en keyifli kısmı hem de iletişim kurabilmenizin en sağlıklı yolu.Anadolu'nun tüm şehirlerine hiçbir maddi beklenti olmadan gittim.Sebebi ise hem yaptığım müziği paylaşma isteğinin bana hakim olması hem de Türkiye'nin sadece belli başlı şehirlerden ibaret olmadığını hatırlatmak istedim.Sorumluluk hissediyormuşum gibi geldi bana.Yapmam gereken bir şeydi zaten diye düşünüyorum.
Neler kattı bu konserler sana?
Çok şey.İşin güzel yani sadece müzikal anlamla kısıtlı değil bana kattıkları.Kahramanlık hikayesi anlatmak yersiz olur ama çok insan da yapmaz.Güneydoğu'da şehirler arası yolculuk yaptık.Yolda başımıza gelenler de cabası.Ama sahneye çıktığınız an yaşadığınız tüm zorlukları,sıkıntıları unutuyorsunuz.
"Afili Yalnızlık" 'ın çıkışı bir pazarlama harikası olarak dursa da sonrasında gelen konserler,çalışmalar,ortaya çıkan işin sadece pazarlamadan ibaret olmadığını gösterdi.Bu anlamda bu kadar çok sayıda konserin sebebi bir şeyler kanıtlama çabası mıydı?
Pazarlama konusunu gayet bilinçli yaptık.Albümün lanse ediliş biçimi,ilk üç klipte Şebnem Dönmez'in oynaması,sondan başa doğru kısa film tadında belirli bir hikayenin anlatılması ve benim görünmemem...Tüm bunlar planlanmış projelerdi tabii.Sonucunda ortaya gayet orijinal bir şey çıktı.Sektörde bu kadar fazla isim varken,farklılaşarak diğerlerinin arasından bir şekilde sıyılmak gerekirdi.Çok sayıda konser konusu ise bir şeyleri kanıtlamak için değildi aslında.Zaten yapmak istediğim bir şeydi.
Bu pazarlama konusu içine sindi mi peki?
Şimdi tabii ki.Müzisyenlerin genelde "Müziğimi yaparım,gerisiyle ilgilenmem." gibisinden bir tavrı vardır.Ortada olan bir sektör,bir pazar var.Albümün bandrollendiği an bu sektörün bir parçasısın demektir.Sen de bu pazarda yer alıyorsundur artık.Bu durumdan rahatsız olanın albümünü satışa sunmaması,müziğini de kendi başına evde yapması gerekir."Müziğimin bir ürün gibi pazarlanıp insanlara sunulmasından rahatsız oluyorum" gibisinden söylemleri pek samimi bulmuyorum.O zaman albüm çıkarma,şarkılarını internete koy.
"Afili Yalnızlık" sonrası şarkı istemek için kapını çalan pek çok müzisyen ismi duyduk.Başka birinin senin şarkılarını söyleme fikrine sıcak bakıyor musun?
Hali hazırda olan bir şarkımı başka bir müzisyen söylemek isterse...Bilemiyorum.Müzisyenine bağlı sanırım.Vereceğim en fazla on müzisyen vardır herhalde.Bunun dışında oturup birinin söylemesi için sipariş şarkı yazmam.

Poster:
Yapıştırma:
*Dergi'nin fiyatı 4 ytl... 