Emre Aydın ve Feridun Düzağaç Blue Jean için bir aradaSony Müzik'in Taksim'deki ofisindeyim. ''İyilik Güzellikspor'' isimli albümü dinliyorum. Derken Feridun Düzağaç geliyor, beraber dinliyoruz. Keyfi yüzünden okunuyor. Genç kuşaktan kendi yazdığı şarkıları, daha doğrusu kendi hikayelerini dinliyor. Zaman zaman ıslık çalarak, zaman zaman mırıldanarak eşlik ediyor. Emre Aydın'ın ''Dipteyim Sondayım Depresyondayım'' yorumu çaldıktan hemen sonra Emre Aydın içeri giriyor. Bugün röportajı Emre Aydın yapacak. Röportajdan hemen sonra ise JJ Balans'taki konserine gidecek, şimdiden konser sold out olmuş bile. Emre saçından bir tel keseyim derken makas kaymış, bu kazanın sonucunda saçını komple kazımak zorunda kalmış. Böyle bir sürelik hoşbeşten sonra röportaj faslına geçiyorlar. Emre Aydın bazen bir fan gibi, bazen deneyimli bir müzisyen gibi soruyor. Az sonraki konserini unutmuş gibi, sordukça soruyor, muhabbet dallanıp budaklanıyor. Bana ise record'a ve deklanşöre basmak düşüyor... Ve sonra da bir maç gibi 90 dakika süren bu dev röportajı deşifre etmek tabii
Doğu YücelEA : Başından itibaren biraz da yorucu bir proje oldu. Tamamen buna değdi diyebilir misin? Kişisel tatminden bahsediyorum. Ticari başarısından bahsetmiyorum, ki ben bekliyorum bir ticari başarı çünkü iyi bir albüm. İnsanların gönderdiği şarkılar geldiğinde memnun oldun mu?'', Ben aslında bunu yapmaya çalışmamıştım.'' dedirten bir durum oldu mu?FD : Yok yok. Ben bir doğum günü partisi yaptım ve sizleri davet ettim gibi baktım olaya. Sonuçta partiye geldiğiniz kıyafetle nasıl karışamayacaksam buna da karışmam olmazdı. Zaten bir iki şarkıda yönlendirme yaptım, diğerlerinde tamamen özgür kaldınız. Teşekkürler kısmında yazdığım gibi, hakikaten '' İyi ki bu şarkıları yazmışım.'' oldum. Çok iddialı ve benim de manevi olarak çok anlam yüklediğim bir albüm oldu. Sizlerden şarkılarımı dinlemek çok gurur verici bir şey. Kıvanç kelimesinin anlamını uzunca bir süre düşünmüştüm. Kıvanç dedikleri bu olsa gerek.
EA : ''Şu şarkıyı kimse nasıl cover'lamamış?'' dediğin bir şarkı var mı? Sonuçta böyle bir şeyi ben yapsam, beş on albüm sonra, ''Bunu nasıl kimse istemedi?'' dedirten bir şarkı olurdu kesin...FD : 2000'deki albümden çok fazla şarkı seçilmesine şaşırdım biraz. Dinleyicide en iyi albümler en çok satan albümlermiş gibi bir algı var, ben ise '' Uykusuza Masallar''ın ve '' Tüm Hakları Yalnızlığıma Aittir''in beni çok tatmin ettiğini söyler dururdum. Müzisyen dostlar beni haklı çıkardı o noktada. Hatta biraz müdahale de ettim, Redd de yine aynı albümden ' Hazır Cevap'ı istemişti, sonra değişti...'Alev Alev'in olmamasına sevindim. Sen de yaşıyorsun ve yaşayacaksın, bir zaman sonra bir şarkı gölgen olup seni takip edecek, ediyordur da... Özellikle yeni albüm yeni şarkılardan sonraki dönemde, o heyecanla sahneye çıkıp ta senden eski şarkıları istediklerinde hafif uyuz oluyorsun.
EA : 'Öğrenci İndirimi''nden şarkı isteyen oldu mu?FD : Bu proje 1.5 - 2 yıllık bir proje. İlk paylaştığım da Redd olmuştu. Onlar da bana 'Öğrenci İndirimi'nden bakıyoruz diye haber yolladıklarında şaşırmıştım, sevinmiştim. Ama olmadı sonra. Sadece Melis Danişmend'in istediği şarkı Pinhani'ninkiyle çakıştı. Melis de 'Çok Aşık'ı istiyordu. Bir de maNga ile Cem Adrian ' Beni Bırakma ' ile çakıştılar, fakat 'Beni Unutma'yı da düşündüklerini söylediler. En çok 'Beni Unutma'nın ıskalanmamış olmasına sevindim çünkü o şarkının yer aldığı bir devam filmi çok tatsız bir hikayeydi. Böyle üstüne toprak atıp geçmiş gibi olduk, enerjisi bir başka oldu, o şarkının hep araya gittiğini düşünmüşümdür. Kalanlar belki yıllar sonra daha kurnaz ve daha ticari bir ikinci albüm düşünebilirim. Son iki albümdür, hayranlarım benim çektiğim aşk acısından dolayı çok mutsuzlar. Biraz da sıkılmış gibiler. Temel olarak bu albümün bendeki karşılığı bu: ben nadasa yatıyorum, eski şarkılar da var, onlar da bir farkındalık yaratıyorlar bende. Şimdi yeni yeni, yeniden bir şeyler yazabilirim gibi hissediyorum.
EA : ''Bu işi yapmasaydım, başka bir iş yapardım.'' dediğin, bıktığın zamanlar oldu mu?FD : Oldu oldu. Sadece sahnedeyken ''İyi ki yapıyorum bu işi.'' diyorum. Öbür tarafları, işin promosyon kısmı. Yoran unsurlar bunlar oldu. Bir de çok güzel bir şey: nesiller... Ama bir nesli de tamamen kaçırdığımı görüyorum. Ama son iki yıldır nedense liselerde de çalmaya başladık. Bunlar beni umutlandıran şeyler oluyor. Yorgunluğum had safhada. İnsanlar 2004'teki ''Orjinal Altyazılı''dan sonrasını biliyor genellikle, bu da 7 seneye karşılık gelen bir süreç... Ama ben 20 yıldır şarkı söylüyorum...
EA : Peki seni yoran bu süreç içinde, keşkelerini pişmanlıklarını sormuyorum, daha teknik bir şey soruyorum, mesela ''Yanında'yı vakti zamanında çok daha elektronik düzenledik, klavyeler kullandık vesaire, ama onu şimdi beğenmiyorum.'' ya da ''Şu albümün ağırlıklı tonu böyle olmasaydı...'' dedirten şeyler oldu mu? Bunu gerçekten fan'ın olarak soruyorum.
FD : Pişmanlık değilse de ukteler oluyor. Düzenleme adına, 60 şarkım varsa yarısını şuan beğenmiyorum. 'Yanında' beğenmediğim bir düzenlemeyi düzeltme adına mı öyle oldu, sanmıyorum, biraz o albüme kontrast katmak içindi.' Feridun Düzağaç ağır abi klişesi ' birçok müzisyen arkadaşı da o kadar etkilemiş ki, bizim ritmik, enerjik, devinerek yaptığımız şarkılar da başkalaştırılmış. Mesela ' Çok Geç' bir cover'dan beklenen şeyi karşılıyor; başkalaştırmak. Ben de Bülent Ortaçgil ve Ahmet Kaya albümlerinde onların şarkılarını yapmak üzere davet aldığımda başkalaştırmaya gitmiştim.
EA : Bu proje için Fadıl beni ilk aradığında 'Dipteyim Sondayım Depresyondayım'ı söyledim hemen ama sonra 'Ne yapacağım ben o şarkıya?' oldum. Yapılmış zaten. 'İçimden Şehirler Geçiyor'da aklımdan geçti… Onu Bertuğ yapmış. Bütün bu… Nasıl sorabilirim...FD : Çalışmadığım yerlerden sorma
EA : Öyle bir şey yapmam zaten
Ben bir fan olarak daha kalabalık bir koro bekliyordum. Katılacak isimleri sen seçtin değil mi?FD : Evet. 'Bir alt jenerasyon ama hepsi kendi şarkılarını yazan isimler olacak.' diye düşündüm, o benim için önemli. Davet gönderip olumlu olumsuz dönenler oldu. Mazeret bildirmemeksizin, uzay boşluğuna konuşmuşum havası yaratan isimler de oldu, biz onlara güldük. Kimisi menajer engeline takıldı. Tabii ki bu bir davet. Kim gelirse gelsin tadındaydı. Ama senin anlattığın gibi, daha kalabalık, 20-25 şarkılık bir şey olabilirdi. Aklımdan geçen bir alt jenerasyon benim şarkılarımı söylerken ben de onların altı olarak bir üst jenerasyon ustalarımın şarkılarını söylemek kısmı vardı. Onu beceremedik, bir problem oldu. İşin içine ben haince bir futbol dalgası koymak istedim çünkü futbol çok kapı açıyor. Ben bugüne kadar kendi kariyerim için yapmadığım bir şeyi yaptım ve birilerinden bir şey istedim bu albüm için. Süt satana gittik, 'Süt verelim çocuklara…' dediler, bisküvi satana gittik, bisküvi vermek istediler, para veren olmadı. Ama işte bu parayı dinleyici verecektir diye umut ediyorum. Bu albümün dinleyicisi olmasın, taraftarı olsun. Facebook üzerinde fan page var, onlar bu albümün nasıl bir albüm olduğuna pek vakıf olamamışlar. İsimler üzerinden tartışmalar dönüyor ve bu beni çok üzüyor. Bu öyle bir şey değil ki, biz bir güzellik yarışmasına çıkmadık. Benim ümidim o ki, bunun asıl rengi, bu albümün var oluş sebebi zamanla anlaşılacak ve çok iyi bir yere gelecek, belki de bir ikincisini yapacağız. Belki de bu defa beni onore eden sizlerin şarkılarını söyleyeceğim ben. Bu bir sosyal sorumluluk projesi ve sanırım ilk defa bir vakfın logosuyla çıkan bir albüm.
EA : Kendi adıma söyleyebilirim ki: 'Dipteyim Sondayım Depresyondayım'ı yapamazsın yapabileceğiniz şey sınırlı, bu kadar yapabilirsiniz. Budur. Ben çok samimi bir şekilde Türkiye’deki en iyi şarkı sözü yazarı olduğunuzu düşünüyorum. Sen düşünüyor musun?(Feridun Düzağaç mahcupça gülümsüyor.)
EA : Bazı klişeler var. Toplumda, üreten insanlar Sezen Aksu jenerasyonundan ve o tarzda müzik yapan insanlardan ibaretmiş gibi bir algı var. Söz yazarı konuşulduğu zaman Mahzar Alanson'un dahi adı geçmiyor. Genel olarak hepimiz popüler kültürün bir parçasıyız ama popüler kültürün iyice önündeki tarafı dışındaki her şeyin inkarı konusunda ne düşünüyorsun?FD : Çok sağol . Bunu senden duymak tabii ki daha değerli, ama bu karşılığında sadece mahcup bir şekilde gülümsediğim bir şey benim için. Şimdi böyle şarkı sözlerini dinlemeye pek tahammülleri yok gibi geliyor bana. Çünkü bu teknoloji, dünyanın küçülmesi falan bizi günün sonunda ''Aman, her şeyi hızlı yaşayalım!'a getirdi. Yeni jenerasyon öyle ki; 7-8 yaşında oyunları oynuyor, 9-10-11 cep telefonları oluyor, 12-13-14'te sevgilileri oluyor. 20 yaşında meyhanede 'Dönülmez Akşamın Ufkundayım'ı söylüyorlar. Ve bu çocuklar kabaca benim hala yazdıklarımdan dolayı sanki bir ergenlik bunalımı yaşadığımı düşünebiliyorlar. Bir duyguya bu kadar anlam yükleyip onun acısını yaşamamın çok değerli bir şey olduğunu duymak istemeyen insanlar var çünkü.
EA : Hızlı yaşadıkları ve hızlı tükettikleri için mi öyle bir bunalım içinde olduklarını düşünüyorsun?FD : Ben öyle anlamlandırabiliyorum. Tanımadıkları şeylerden bahsediyorum, yani çekip gitmiş bir kadının arkasından hala neden ağlıyor olduğuma dair… Başka şeyler, daha yüzeysel şeyler yapılıyor, yazılıyor... Tabi ki küskünlük diyemem, ben ilkokul çağında bile yazarak yaşıyordum. Bütün yazdıkların duymaktan en çok korktuğun şeyin 'Kendini tekrar ediyor.' olduğunu düşünüyorum. Belki böyle bir durum da var...
EA : Aynı beyinden çıkan şey kendi içinde tutarlılık gösterir, o kendini tekrar etme anlamına gelmemeli. Mesela bir sound bütünlüğü yaratmaya çalışırken yapılabilecek ilk ve en dandik eleştiri 'Melodik yapısı birbirine benziyor'dur . Beethoven'ın da benzer. İkincisi de; ben de kendimle ilgili eleştiriler görüyorum orada burada, ki pek kurcalamıyorum, kurcalasam kim bilir neler göreceğim!..FD : Ben de artık kurcalamıyorum, oturuyorum öyle!
EA : Benimle ilgili 'Neden hep aynı, acılı şeyler söylüyor?' şeyi çıktığında bu tip eleştirileri başka kimlere yönlendiriyorlar diye merak ettim. Bugün hayatı boyunca 'Çok mutluyum!' temalı albüm yapmış onlarca insan var. Onlara ne yazılıyor diye baktım. Onlara bu yönde eleştiri gelmiyor. Belli bir kitlenin hüzün anlatan, acı, sıkıntı anlatan şarkılardan rahatsız olma ihtimali de pek aklıma yatmadı. Sonra şunu fark ettim; bu konuda sadece şarkı sözü yazarları hırpalanıyor. Derdi olmayan, hiçbir şey anlatmayan şarkılarla ilgili böyle bir şey yok. Feridun Düzağaç hakkında ne yazabilirsiniz? Eliniz altında internet var, sanal ağın garantisindesiniz. Sen Feridun Düzağaç'ı incitmek istesen ne yazardın?FD : İlk zamanlarda 'Düzağaç' türevi şeylere çok kızıyordum. Sonra ben yapmaya başlayınca onlardan kurtuldum. Şarkı sözü yazarlığı, şairlik, şair böyle bir şey değil. Tüm bu iltifatlar, komplimanlar, tanımlamalar, çok böyle ağır, depresif, bunalımlı, sırça köşkte yaşayan, acıyla beslenen, asla gülmeyen, mutlu olmamak için bütün kodlarını kitlemiş bir adam algısı yarattı. Bu biraz uzak durulası bir adam gibi duruyor. Kendi içimde düşünüyorum 'Görmezden geliniyor muyum?'u çok sordum. Bu benim tercihimdi. Bu ağır abi gibi algıları dağıtmak için ben futbol yazmaya başladım. Sonuçta yoksunluktur seni bir şey yazmaya iten. Şimdi gereksiz geliyor futbol yazmak falan. Dizi oyunculuğu da bunun gibi.
EA : O algının gerçek olduğuna inanmıyorum ben. Eğer derdi olmayan bir şeyler yapsaydım, 'Bu adam bize hiçbir şey anlatmıyor.' diye kampanya yapılmazdı, bu garip olan... Bu özellikle şarkı yazarlarını çok etkileyen bir durum. Mesela James Blunt 'You're Beautiful' diye şarkı yaptı, herkes ağlak adam diye saydırmaya başladı. James Blunt ikinci albümünde geyik bir country şarkısı yaptı, ona bir eleştiri gelmedi. ''Ağlak, ağlak'' denen yerli gruplarda bunu yaptılar, başka konularla ilgili şarkılar yaptılar...FD : Yıllar önce ekşi sözlük'e hakkımda ne yazılmış diye baktım, sonunda ağlamaklı falan oldum. Sonra başkalarına ne yazmışlar diye baktım ve 'Beni seviyorlarmış ya!' dedim. (Gülüyorlar...)
EA : Bunu Bülent Ortaçgil'e de sormuştum: ''Bir şarkı yüzde yüz samimi olabilir mi?''FD : Yüzde 98 olduğunu hissettiğimde, koymuyorum. Son iki albümde var ama. 'Hayat Neden Şekil Yapıyor?' öyle bir şarkı mesela. Beni kişiselleştiren ve beni biraz da yalnızlaştıran şey bence o yüzde yüz doğruluk. 'Alev Alev'i söyletiyorlar, bir daha istiyorlar, diyorum ki ''Çocuklar bu şarkıyı dinlemek size iyi geliyor ama beni çok acıtıyor, ölmemi mi istiyorsunuz?'' falan diyorum...'Yürüdüm' de mesela öyledir. Asla söyleyemem... Yeni yeni hissediyorum. İyi bir turne geçti, yeni bir şarkı yazmak duygusuna biraz daha yaklaşıyorum. Zaten onsuz olamayacağım gibime geliyor. Kendime daha fazla trip yapmadan normale dönmekte fayda var. (Gülüyorlar…)
Muhabbetten Taşanlar''Et, Yumurta, Süt Star'ıyım''Bir arkadaşım bir tanım yapmıştı: ''Sen bir star'sın ama et, süt yumurta star'ısın. YASAKLI KELİME ! drugs & rock'n'roll star'ı değilsin.Konserden sonra kızına süt götüren adamsın.'' demişti. Çok doğru.
''Bu Bir Saygı Albümü Değil''Bu bir saygı albümü değil. Öyle olsaydı '' Bunun çin daha erken.'' derdim. Her ne kadar yorgunluğumla ilgili kendimi hakikaten Neşet Ertaş tadında hissetsem de ' Ne münasebet!? ' derdim.
''Teoman'dan Sarı Kart''Teoman'ın ''Söz ve Müzik'' albümünde bir şarkı söyledim, arkadaş yayınlamadı. Sarı kartı görmüş durumdayım. Yayınlanmamış bir serisi var onun. İkincisi için. Uzay boşluğuna da gitmiş olabilir, canı sağ olsun. İlk albümden 'Yollar 'ı söylemiştim. Şebnem, Athena'nın da şarkıları var kullanılmayan.
Mizahla İlişkileriDoğu: İkiniz de mizahçılara zaman zaman malzeme oluyorsunuz, Emre en son Zaytung'a haber oldu sizi ise Umut Sarıkaya çizmişti...FD : Benim Umut Sarıkaya ile, başkaları üzerine çözmeye çalıştığımız için, gittikçe büyüyen, büyümüş gibi görünen bir tatsızlığım oldu ama hiçbir kırgınlığım yok. Sadece çizdiklerini komik bulmadığımı söylemiştim. Karakterimde barındırmadığım şeyler yazıldığında kuduruyorum. 'Ukala, kibirli, karikatürü çizince karikatüriste ayar veren' falan gibi... Ben sadece gülmek istiyorum, hala gülüyorum. 'Devlet yaralarını saramayan Feridun Düzağaç'a el uzatıyor.' falan. Twitter'ımdan paylaşmıştım hatta. Ben Metin Üstündağ'a taparım mesela, yazmada şahikalık durumu bir Ferhan Şensoy'da vardır, bir de Metin Üstündağ'da. O bir karikatür çizdi; yaşlı bir çift ölmek üzereler, kadın adama 'Ben seni defalarca aldattım!' diyor ve adamın adı Feridun. Budur işte, zeka da budur, taşı gediğine koymak da budur. Senin ki nasıldı?
EA : Şöyle: ''Emre Aydın'ın Eski Sevgilisini Unutmak Üzere Olması, Müzik Şirketinde Paniğe Neden Oldu''… Ben çok güldüm! (Kahkahalar)Alıntıdır