Zaman gazetesi gençlik eki (03.12.2006 )
“Sakın ağlama tanıdık yalnızlık… Evelallah tanıştık evvelden… Kokunu bırakma, çok sevdim kokunu, bilemezsin götür kokunu… Bebeğim”
“Birde sen bırak beni, unut gittiğin bir yerde. Kim kaldı ki, çok büyüdüm sayende…”
“Sil gözünün yalnızlıklarını, o an fısılda duvarlara adımı… Bin bıçak var sırtımda, biniyle de adaşsın her biri hayran sana…”
Bu sözler yalnızlığı bize sevdiren Emre Aydın’a ait. Uzun zamandır içli cümlelerden uzak kalan müzik dünyasına yepyeni bir kompozisyon yazan Emre Aydın gösterişli yalnızlığını yeni albümüyle gözler önüne seriyor. Aydın, ilk olarak 2002 Sing Your Song yarışmasının galibi 6. Cadde grubunda kendini gösterdi. Bir takım talihsizlikler sonucu dağılan gruptan sonra yoluna yalnız devam eden Emre Aydın, “Afili Yalnızlık” albümüyle müzik listelerine adını tekrar yazdırdı. Dokunaklı şarkı sözlerine, dokunaklı ses tonu eşlik edince, albümü dinleyenler “Bu adama ne yapmışlar da bu kadar dertli..?” demekten kendini alıkoyamıyor. Dertli sanılan adam, gösterişli yalnızlığın sahibi Emre Aydın’la konuştuk, yalnızlığını paylaştık, hatta daha sonra yalnızlığı başı boş bıraktık. Melankolik adamdan melankolik albüm “Afili Yalnızlık” dinleyenlerin içini daha çok acıtacak gibi görünüyor. Dinleyin, yalnızlığı iliklerinizde hissedin…
Albüm hayırlı olsun. Bir an için çıkmayacağını düşünmeye başlamıştık. Seni uzun zamandan beri takip edenler albümü epeydir bekliyorlar, bu kadar geç kalmasının sebebi nedir?
Aslında ilk kayda girerken Ocak sonu gibi yayınlanır diye düşünüyorduk. Ocak bitti, Şubat olsun dedik fakat o arayı kaçırdık. Açıkçası her şey rayına otursun diye bekledik, çünkü bunun sıkıntısını 6.Cadde zamanında Onur (Ela) ile yaşamıştık. 6. Cadde albümü Temmuz ortasında çıktı ve o kalabalıkta gümbürtüye gitmiş gibi oldu. Afili Yalnızlık albümü ise Ocak sonu hazırdı ve Mart ayı gibi çıkma durumu vardı. O ara olmadı sıkıntılar çıktı, aynı talihsizliği yaşamamak için bekleyelim dedik ve nihayet çıktı işte.
İnternet sitende “Belki bir gün özlersin” adlı parçayı albüm çıkmadan yayınladın. Bu parça bir nevi albümü özetler gibiydi ve çok beğenildi. Peki şuandaki gidişattan memnun musun? İstediğin kitleye ulaşabildin mi ya da bir kitle hedeflemiş miydin?
Biz 6. Cadde grubunu kurarken de böyle bir amaç gütmedik. Yani bir iş yapalım da, bir dinleyici grubuna ait olalım demedik hiçbir zaman… İnteraktif ortamda birçok kişiyle konuştuğum için albümün beklendiğini biliyordum. Ama bu kadar talep olması bizi çok sevindirdi. En azından her zaman çok satanlar arasından “Afili Yalnızlık” albümünün liste başı olması iyi bir iş yaptığımızın göstergesidir. O zaman tamamdır yani (gülüyor).
Albümü ilk dinlediğimde ilk tepkim tabiri caizse “Ama bu kadarda olmaz yahu! Böyle içimize işlenmez ki’” şeklinde oldu. Albümü dinleyen birçok kişiden de bu tarz tepkiler aldım. Parçalarının bu kadar içten gelmesinin sebebi sence nedir? Albümü dinleyip de ağlamayan yok…
Öncelikle içten bulanlar varsa teşekkür ederim. Bu şarkıları yazdığım dönem yalnızlıkla ilgili sıkıntıları en çok çektiğim dönemdi. Demek ki yalnızlık çok büyük sıkıntıymış ki, dinleyenler içten bulmuş. Birde ben dinleyici olarak şarkı sözlerinin ikinci planda tutulmasından rahatsızım. Genelde ilk başta söylenen sözler şarkının ikinci bölümünde de söylenir, diğer yerler müzikle geçiştirilir. Fakat bu şarkının uzun olması iyi olduğunun kanıtıdır gibi algılanmasın. Biz 6. Cadde albümündeki “Rüyamdaki aptal kadın” parçasını 15 dakikada yazdık, çünkü söyleyeceklerimiz bitmişti. Genellikle şarkı sözü yazmaya üşenilir, ama ben dinleyici olarak ikisini de dengeli şekilde duymak isterim. Ve albümde de bunu yapmaya çalıştım.
Seni daha önce 6. Cadde grubundan tanıyoruz. O albüme genel olarak neşeli ve boş vermiş bir adamın ses tonu sahipken, bu albüme ise içimize kazınan duygu yüklü bir ses hakim. Bunun sebebi albümün yalnızlık temasını her şekilde hissettirebilmek miydi?
6. Cadde albümünde belli bir ruh hali yoktu zaten. O albümde melankolik parçalardan tutunda, çingene müziğine benzer bir tarz ve ska ile punkda vardı… Açıkçası o zamanlar bu işi bilmiyorduk ve daha çok acemiydik. 15 günde kaydettiğimiz bir albümdü ve -besteler için konuşuyorum- albümü dinleyenlere bir şeyler vereyim diye oturup düşünmedim. Vokal performansı olarakta kendi aramızda nasıl çalıyorsak öyle yapalım dedik. Her geçen saat yeni şeyler öğreniyorsunuz. Ciddi bir iş bu ve tutkuyla yaptığım için üzerine düşüyorum. Müzikolojiyle ilgili her şey ilgimi çeker. 6. Cadde’den sonra söyleyiş tarzım oturdu, albümde de bunu yansıttım.
Bir röportajında “ağlak bir insanım” demişsin. Emre Aydın’ı hiç gülerken görmeyecek miyiz?
(Gülüyor) Yok canım ya… Kimseyi suçlamak istemiyorum ama ağlak bir tarafınız var mı diye soruyorlar, bende evet var diyorum. Yoksa “Merhaba ben Emre, ağlak bir tarafım var…” demiyorum kimseye… Gülebilen bir insanım sadece ortalamanın üstünde depresif biri olabilirim. Ortalamayı da bilmiyorum ama normalin üstündeyim sanırım.
Son zamanlarda seyrettiğim en iyi kliplerden biri “Afili Yalnızlık” parçasının klipi. Fakat klipte hiç görünmemen insanlarda “Kim bu Emre Aydın?” merakını oluşturuyor. Özellikle mi görünmek istemedin klipte?
Afili Yalnızlık albümü özetlediği için ilk klip bu parçaya çekilsin istedik. Benim en çekindiğim taraf klip konusudur çünkü müzikal anlamda arkasında durduğunuz şeyi sergiliyorsunuz. Eğer klip şarkıyla uyuşmazsa yaptığınız şey heba olabiliyor. Yon Thomas’ı Sing Your Song yarışmasından tanıyorduk, teklif sunduk. Şarkı sözlerini İngilizceye çevirdi. Kör göze parmak olmasın, narsist bir kadının günlük bir kesitini yansıtalım dedi. Aslında her şeyi klip içine gizledik. Dikkatli seyirciler anlasın istedik. Ama hiçbir zaman bu adamı saklayalım insanlar merak etsin diye düşünmedik. Önemli olan toplumun kalite değerini küçümsemeden adam gibi bir şeyler yapmaktı ve yaptığımıza inanıyoruz.
Şarkılarında stüdyoya girip söylemişlikten çok, içindekileri karşındakine haykırır havası hakim. Daha önce 6.Cadde albümünde dinlediğimiz “Git” adlı parçayı bile yaralanmış ve yıkılmış edasında söylüyorsun. Şarkıların iç acıtıcılığını sesinle yoğurmayı mı istedin?
Şarkıyı ilk olarak kendiniz için yazıyorsunuz. Ben bir şeyi kafaya taktım, bir dertten muzdaripim diyorum ve bunu oturup yazıyorum. Daha sonra düzenlemeye gittiğinizde, ordan buradan kırpmaya başlıyorsunuz ve aslında başkaları içinde yazmış oluyorsunuz. Benim dinleyici olarak duymak istediğim şey, o şarkı yazılırken ilk andaki duyguların hissettirilmesidir. O şekilde yorumlanmış olması parçaları daha içten kılıyor. Bizde mümkün mertebe o duyguyu kaybetmeden yorumlamaya çalıştık. Dinleyici olarak benimde hoşuma gitti açıkcası.
6. Cadde grubundaki Emre Aydın’la Afili Yalnızlık albümündeki Emre Aydın arasında fark var mıdır, varsa farklar nedir?
Fark tabiî ki var. 6.Cadde albümünü kaydederken ortalara doğru şundan rahatsız olmaya başladım. Bütün bir albüm değildi, içinde her tarz parça vardı. Ben daha çok bütün olan albümleri tercih ediyorum. Bu göreceli bir kavramdır, mesela Fuat Güner bir albüm herkese hitap etmeli, her çeşit parça olmalı der. Benim içinse bütünlük önemlidir, misal “Kim dokunduysa ona git” parçası “Git” adlı şarkının devamıdır. Bu parçayı “Git 2” olarakta adlandırabilirdik. Fakat bunu dinleyiciye bıraktık ve anlasınlar istedik. Afili Yalnızlık hem içeriği olan hem de sosyal duruşu olan bir albüm. Bir kompozisyon sunuyor dinleyiciye. Yorumum oturdu, kullandığım müzik aletleri değişti. birçok fark var 6. Cadde’deki halimle.
Sanırım piyanoyu sıkça kullandınız bu albümde…
Evet, 6. Caddeden farklı olan bir diğer öğede enstrümanlar. Elektronik öğeleri daha farklı kullandık bu albümde. Sadece gitar, piyano ya da bateri değil arka planda farklı sesler uyguladık. Kayda girerken arada oluşan hata seslerini kullandık. Bu fikri benim aklıma Tuğrul (Vega grubu) soktu.
Şiirlerinde, şarkılarında, yüzünde hatta konuşma tarzında bile hüzün kokuyor… Hep böyle melankolik misin yoksa bu geçici bir durum mu?
Gün içerisinde size olur mu bilmiyorum ama ben genel anlamda ortalamanın üstünde melankoliğim. Yaşıtlarım ya da arkadaşlarım dışarı çıkıp eğlenirken, ben evde oturup yeni şeyler bulmayı tercih ederim. Geçenlerde bir grup buldum, dinlerken beni inanılmaz üzüyor, çok kaliteli bir grup. Ama “Aaa Emre n’apıyorsun, yine ağlamışsın..” durumuda yok yani… (gülüyor)
Bazı kesimler, “bu adam piyasa oldu, artık bunu dinlemeyelim herkes tanıyor artık…” tarzında tavırlara bürünüyorlar. Hatta “Liseli kızlar gelip konserlerde çığlık atar!” diyenler bile var. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Bu albümü ya da yaptığım müziği istemeyen dinlemez. Bu tür konuşmaları yapanlarda vakti zamanında birileri için bağırmışlardır. Yani 30 yaşındaki bir adamın konsere gelipte “ahh Emre ölüyorum sana!” diye bağırmaz. Bu konu sakince bakılması gereken bir durum. Yapılanlar o çocukların o dönemidir. Eğer böyle bir durum var diye dinlemeyeceklerse kendi tercihleridir. Ama mutlaka “herkes tanıyor artık dinlemeyelim” diyenler olmuştur ya da olmak üzeredir.
Aynı şey Mor ve Ötesi grubunun başına geldi. Birçok dinleyicisi grup tanındıktan sonra dinlememe kararı aldı.
Eğer benim dinlediğim kişi ya da grup, “Biz piyasaya uyum sağlamak için duruşumuzu değiştiriyoruz, tarzımızı farklılaştırıyoruz” derse dinleyici olarak rahatsız olurum. Ama Mor ve Ötesi neyi yanlış yapmış ya da değiştirmiş ki böyle bir tavır takınıyorlar. Aksine müzik kalitelerinin üstüne koyarak ilerlemişler. Bence o insanlar şöyle düşünüyor olabilirler; X grup henüz tanınmamışken ona destek olan ve dinleyen az sayıdaki insanlardan biriydiler. Kendilerini özel hissederler ve aslında özeldirler. Fakat grup tanındıktan sonra sevmediği birinin destekçisi olduğu gruptan hoşlanması o kişileri rahatsız eder. Ve dinlemeyi istemeyebilirler.
Afili Yalnızlık klibinden sonra hızla tanınmaya başladın. Her şeyin bu kadar hızlı gelişmesi seni korkutmuyor mu?
Bu albüm hiç satılmamış, hiç beğenilmemiş bir albüm olsaydı bile dinleyici olarak arkasında dururdum. Benim için önemli olan bundan sonraki albümün daha iyi olmasıdır. 6. Cadde albümüyle kıyasladığımda daha iyi diyebiliyorsam bundan sonrakide iyi olacaktır. Her şey hızlı gelişebilir ama amaç daha iyi şeyler yapmak. O yüzden bir korkum yok açıkcası…
Yalnızlığından sevgilin gibi söz ediyorsun. Yalnızlığı çok mu seviyorsun yoksa çok yalnız bırakıldığın için alıştın mı yalnızlığa?
Yalnızlığı seviyor muyum bilmiyorum ki… Esasında yalnızım, sabah kalkıyorum, yemek yiyorum, geziyorum vs. Şuan sesli düşünüyorum da, yalnızlığı sevip sevmediğimi daha önce hiç düşünmemiştim… Afili Yalnızlık ve Dayan Yalnızlığım adlı parçalar yalnızlıkla olan diyalogumu anlatıyor. Aslında yalnızlık, kuyruğum gibi hatta herkesin kuyruğu gibi peşinde olan daimi bir şey. Sevip sevmediğimi bilmiyorum ama en azından aramı iyi tutmaya çalışıyorum. Kafayı da çok takmıyorum, beni şarkı yazmaya ittiği için seviyor olabilirim de… Bir sorunun cevabı ne kadar toparlanamazsa öyle oldu işte… (gülüyor)
Şarkı sözlerinden şair tarafını da keşfettik. Şiirlerin var ve kitap oluşturmayı düşünüyorsun. Kitabında albüm gibi yalnızlık temalı mı olacak?
Kışın yayınlamayı düşünüyoruz kitabı ama kesin bir şey söylemek istemiyorum. 35 civarında şiir olacak. Ana temasına gelince, yalnızlığı işlemeyen sanatçı yoktur sanırım. Bizim albümün dikkat çekmesi de ülke toprakları üzerinde bütünlük arz eden bir albümün yapılmamasıydı. Hep aynı şeyden bahsedip bayma bizi diyenlerde olur mutlaka ama içine sinerse yaparsın. Herkesten daha fazla yalnızım diye iddia etmiyorum. Acıyı anlatayım da dur biraz milleti üzeyim de demiyorum. Mutluyken bir şey yazamam, o yüzden sürekli yalnızlık ya da acıdan bahsediyor olabilirim. Şiirlerimde bu yönde olacak.
İnternet sitende albüm tanıtımı yapılırken “Her tarafınız yalnız kalacak!” diye bir sloganla hareket ettiniz. Gerçekten bu büyüyü oluşturduğuna inanıyor musun?
O aslında sitedeki nuwanda nickli arkadaşın bulduğu slogan. “Bu kez anladım” parçasında “Huzurlu zamanları yıkan sorular” diye bir cümle var. Sanırım buda öyle bir şey, sizi sıkan bir şeyler vardır ve onu unutmuşsunuzdur. Birisi bir soru sorar, o sıkıntıyı hatırlarsınız ve rahatsız olursunuz. Bu albümde yalnızlık temalı olduğu için dinleyende “Ya evet bende de böyle bir durum var aslında…” etkisi bırakıyor. Fakat herkesin etrafını yalnız bıraktım gibi bir şey söyleyemem tabiî ki. Bu sadece nuwandanın güzel bir pazarlaması oldu.
Albümde senin için özel olan bir parça var mı?
Dayan Yalnızlığım adlı parçayı seviyorum. Beni en çok memnun eden o oldu.
Konser planların var mı? Ne zaman canlı performansını seyredeceğiz?
Bayramdan sonra ilk ayak İstanbul olmak üzere Karadeniz, İç Anadolu şeklinde konser düzenleyeceğiz. Kesin tarihleri internet sitemizden takip edilebilir.
6. Cadde tekrar kurulursa onlara katılır mısın yoksa yoluna Emre Aydın olarak mı devam edersin?
Ben Onur’a bu albüm yapılırken, gel bu işi beraber yapalım en azından yanımda dur, sataşacak biri olsun dedim. Onur benim hayatımda her zaman vardır ve olacaktır da. Fakat O amatör olarak kalmak istiyor. Bu iş çok stresli bir iş, el bebek gül bebek bir iş değil. Onur, “kendimi bu kadar kontrol edemediğim bir işte çalışmak istemiyorum” dedi, haklıdır. Eğer bir gün gel derse yaparız bir şeyler ama zor çünkü Onur aile babası olma yolunda hızla ilerliyor. (gülüyor)
İçtenliğin için teşekkür ederim. Umarım bu çizginle müzik dünyasında güzel şeylere sahip olursun. Dinleyicilerine söylemek istediğin bir şey var mı?
Ben teşekkür ederim. Ayrıca 6. Cadde’den itibaren beni takip eden insanlar çok iyi anlar ne demek istediğimi… Biz iki adam emanet gitarlarla yarışmaya katıldık ve kazandık. Albüm çıktı, Sabuha adlı parçayı coverlamıştık. birçok eleştiri oldu ama her şeye rağmen yaptığımız müziği dinleyenlere ve olay 6.Cadde’den Emre Aydın’a döndüğünde yine destekleyenlere çok teşekkür ederim. Umarım albümü beğenmişlerdir.
(Bu röportajın bir kısmı 3 Aralık Pazar Günü yayınlanan Zaman Gençlik Ekinde çıktı. Fakat röportajın tamamını okumak istersiniz diyerek hepsini buraya aktardım..)