Emre Aydın

Gönderen Konu: Uyak ve Ölçü  ( 228 Okunma )

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı matrockfenerli

  • Moderatör Adayı
  • *****
  • Mesaj sayısı: 2521
  • Rep puanı: 27
  • Cinsiyet: Bayan
  • ....."Soğuk Odalar".....
Uyak ve Ölçü
« : 29 Mart 2011, 18:05:04 »



Uyak Türleri


Uyak (Kafiye), mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine denir.

1- Yarım Kafiye:
- Tek ses benzeşmesine dayanan kafiyeye yarım kafiye denir.
- Genellikle Halk Edebiyatında kullanılır.

Benim çektiğimi kim çeker
Gözlerinden kanlı yaş döker
Bulanık bulanık akar
Dağların seliyim şimdi

(“-er“: Redif | “-k“: Yarım Kafiye)

2- Tam Kafiye:
- İki ses benzeşmesine dayanan kafiyeye tam kafiye denilir.

Orhan zamanından kalma bir duvar
Onunla bir yaşta ihtiyar çınar

(“-ar“: Tam Kafiye)

Zamanla nasıl değişiyor insan
Hangi resmime baksam ben değilim
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum, yalan

(“-an“: Tam Kafiye | “-ben değilim“: Redif | “-am“: Tam Kafiye)

Not: Dilimize yabancı dillerden geçmiş “â, î, û” gibi uzun sesler iki ses değerine sahiptirler. Dizeler arasında sadece bu seslerden oluşan bir benzeşme varsa bu tam kafiyedir. Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri

3- Zengin Kafiye:
- İkiden fazla sesin benzeşmesiyle oluşan kafiyeye denir.
- Daha çok Divan şiirinde kullanılır.Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene
Biz sende olamazsak bile sen bizdesin gene(“-ene“: Zengin Kafiye)Bin bahçeli beldemizi yâd ellere bıraktık
Gölgesinde barınacak tek ağacım yok artık(“-tık“: Zengin Kafiye)

4- Tunç Kafiye

- Kafiyedeki kelimelerden birinin, diğerini içinde aynen bulunması yani tekrar edilmesiyle oluşan kafiyeler tunç kafiye denir.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım

(“-aşarım“: Tunç Kafiye)

Bursa’da bir eski cami avlusu
Mermer şadırvanda şakırdayan su

(“-su“: Tunç Kafiye)

Bir eşek var idi zâif u nizâr
Yük elinden katı şikeste vü zâr

(“-zâr“: Tunç Kafiye)

5- Cinaslı Kafiye
- Yazılışları ve okunuşları aynı anlamı farklı olan kelimelerle yapılan kafiyeye cinaslı kafiye denir.
- Cinaslı kelimeler daha çok manilerde kafiye olarak kullanılır.

Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya
Ben yârimden vazgeçmem
Götürseler asmaya

(“-asmaya“: Cinaslı Kafiye)

Kararmış kara gözler
Dermanım kara gözler
Gemim deryada kaldı
Yelkenim kara gözler

(“-kara gözler“: Cinaslı Kafiye

Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç

(“-geç“: Cinaslı Kafiye)

Redif:

- Şiirde kafiyeden sonra gelen yapı ve anlam bakımından benzerlik taşıyan eklere, kelimelere veya kelime gruplarına redif denir.
- Halk şiirimizde redife kafiyeden daha çok önem verilmiştir.
- Redif kelimesinin sözlük anlamı “arkadan gelen”dir.

Aşk bir şem-i ilahîdir benim pervânesi -si: Redif
Şevk bir zincirdir gönlüm ânın divânesi -vâne: Zengin kafiye

Efendimsin cihânda itibârım varsa sendendir – ım varsa sendendir: Redif
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir -âr(aar olduğundan): Zengin Kafiye Şeyh Galib

Bizim elde bahar olur, yaz olur – olur : Redif
Göller dolu ördek olur, kaz olur – az: Tam Kafiye
Sevgi arasında yüz bin naz olur
Suçumu bağışla, ben sana kurban

Uyak (Kafiye) Örgüsü

İlk olarak dizelerin son seslerine bakılarak bir dörtlüğün kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzenlerinin, mısraların son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır.

1- Düz Kafiye:
Birinci mısra ile ikinci mısraın; üçüncü mısra ile dördüncü mısraın birbiriyle kafiyeli olmasıdır aaaa, aabb, aaab. Mesnevi tarzı kafiye de denilir.

a- İftardan önce gittim Atik-Vâlde semtine,
a- Kaç defa geçtiğim bu sokaklar, bugün yine
b- Sessizdiler. Fakat Ramazan maneviyyeti
b- Bir tatlı intizara çevirmiş sükûneti

a- Gökyüzünde tüten olsam
a- Yeryüzünde biten olsam
b- Al benekli keten olsam
b- Yar boynuna sarsa beni

2- Çapraz Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile üçüncü mısraın, ikinci mısra ile de dördüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abab şeklinde gösterilir.Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleria- Hayran olarak bakarsınız da
b- Hûlyanızı fetheder bu hâli
a- Beş yüz sene sonra karşınızda
b- İstanbul Fethi’nin hayâlia- Bir hayalet gibi dünya güzeli
b- Girdiğinden beri rüyâlarına,
a- Hepsi meshûr, o muamma güzeli
b- Gittiler görmeye Kaf dağlarına
3- Sarma (l) Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile dördüncü mısraın ve ikinci mısra ile de üçüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abba şeklinde gösterilir.

a- İhtiyar elini bağrına soktu,
b- Dedi ki, “İstanbul Muhasarası
b- Başlarken aldığım gaza yarası
a- İçinden çektiğim bu oktu!”

b- Bir sonbahar akşamı… sahillerdeyim a Gamlı bir heykel gibi kayalarla ben
b- Dağınık saçlarımdan pervasız esen
a- Rüzgârların elinde bir kırık neyim

Ölçü (Vezin)

Hece Ölçüsü

1. Şiirde mısralar arası hece sayısı eşitliğine dayanır.

2. Türkçe kelimelerde hemen hemen bütün heceler eş değerde söylenir. Hecelerde kalınlık, incelik, uzunluk, kısalık farkı gözetilmez. Bu bakımdan hece ölçüsü Türk dilinin yapısına da en uygun ölçüdür.

3. Milli ölçümüzdür.

4. Hece ölçüsüne parmak hesabı da denilir.

5. Hece ölçüsü, Türk edebiyatının başlangıcından bu yana kullanılmıştır. İslamiyetten sonra Divan edebiyatında aruz ölçüsü kullanılırken, Halk edebiyatında hece ölçüsü kullanılmaya devam etmiştir. .

6. Hece ölçüsünün “hece sayısı” ve “duraklar” olmak üzere iki temel özelliği vardır.

a. Hece Sayısı: Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirin bütün mısralarında eşit sayıda bulunur. Hece sayısı aynı zamanda o şiirin kalıbı demektir.

Bu va tan top ra ğın ka ra bağ rın da
Sı ra dağ lar gi bi du ran la rın dır
Bir ta rih bo yun ca o nun uğ run da
Ken di ni ta ri he ve ren le rin dir

Bu dörtlükteki bütün dizeler 11 heceden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu şiir Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılmıştır.

Bu da ğı a şam de dim
A şam do la şam de dim
Bir ha yır sız yâr i çin
Her ke se pa şam de dim
Bu dörtlük 7’li hece kalıbıyla yazılmıştır.

Baş ka sa nat bil me yiz, kar şı mız da du rur ken
Söy len me miş bir ma sal gi bi A na do lu’muz
Bu şiir Hece Ölçüsünün 14’lü kalıbıyla yazılmıştır.

b. Durak: Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde, ahengi artırmak amacıyla mısralar belli yerlerinden ayrılır. Bu ayrım yerlerine durak (durgunlanma) denir.

1. Durak, ahenk sağlayan bir çeşit ses kesimidir.

2. Sözün gidişi zorlanmadan şiir okuyucusuna bir nefes payı bırakılmıştır.

3. Duraklarda kelimelerden ortalarından bölünemez. İyi bir durakta kelime mutlaka bitmiştir.

Not: Bir şiirde, bütün dizelerin durakları aynı olabileceği gibi, belli dizelerde farklı duraklar da kullanılabilir. Bir şiirin her dizesinde farklı duraklar kullanılmışsa, o şiir duraksız kabul edilir.

4. Hece ölçüsünde ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı duraklar kullanılmıştır.

Kalıplar:
1. Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirde, bir mısradaki hece sayısı o şiirin kalıbıdır.

2. Hece ölçüsünde “ikili” den “yirmili” ye kadar kalıp vardır.

3. Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplar yedili, sekizli, onbirli, ondörtlü kalıplardır.

Yedili kalıp:
Giderim-/yolum yaya 3+4=7’li hece ölçüsü
Cemâlin-/benzer aya
Eridim-/hayal oldum
Günleri-/saya saya

Sekizli kalıp:
Gel dilberim-/kan eyleme 4+4=8’li hece ölçüsü
Seni kandan-/ sakınırım
Doğan aydan / esen yelden
Seni gülden / sakınırım
Âşık Ömer

Hece ölçüsünün on birli kalıbı:
İptida Bağdad’a / sefer olanda 6+5=11’li hece ölçüsü
Atladı hendeği / geçti Genç Osman
Vuruldu sancaktar / kaptı sancağı
İletti, bedene / dikti Genç Osman
Kayıkçı Kul Mustafa

Başka sanat bilmeyiz / karşımızda dururken
Söylenmemiş bir masal / gibi Anadolu’muz 7+7=14’lü hece ölçüsü.
Arkadaş, biz bu yolda/ türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun / ayrılıyor yolumuz
Faruk Nafiz Çamlıbel

Duraksız şiir:
(Hece ölçüsünün on birli kalıbı):
Bir düşünsen, yarıyı geçti ömrüm 11
Gençlik böyledir işte, gelir gider; 11
Ve kırılır sonra kolun kanadın; 11
Koşarsın pencereden pencereye 11

Aruz Ölçüsü
 


Aruz, Arapça bir kelimedir ve “Çadırın ortasına dikilen direk” anlamına gelir. Bir edebiyat terimi olarak “hecelerin uzunluk ve kısalıkları temeline dayanan nazım ölçüsü” demektir.

 

1. Aruz ölçüsü ilk olarak Arap edebiyatında kullanılmıştır. Daha sonra İran Edebiyatı’na geçen bu ölçü, XI yüzyıldan itibaren Türk şairlerince de uygulanmaya başlanmıştır.

 

2. Rahat kullanılabilmesi için bol miktarda uzun heceye ihtiyacı olan bu ölçü, aslında Türkçe’nin kelime yapısına uygun değildir. Bu yüzden Aruzu ilk defa kullanan Karahanlılar Türkçe’nin kelimelerini bozarak kısa heceleri uzun okuma yoluna gitmişlerdir. Zamanla bu da yeterli olmamış; şairler, Arapça ve Farsça kelimeleri sık sık kullanmaya başlamışlardır. Bu durum, Türk dilinin kelime hazinesinin giderek yabancı kelimelerle dolmasına yol açmış, böylece şairlerin güzel kullanışlarından mahrum kalan Türkçe, anlam ve kavram bakımından yoksullaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Diğer yandan Türkçe, aldığı bu yabancı kelime ve kavramları Türkçeleştirdiği zaman güçlü bir dil olmuştur. Aruzla birlikte, halk arasında yaşamaya devam eden milli şiir ölçümüz hece, bu yoksullaşmayı bir ölçüde durdurmuş ve Türkçe kendi geleneği içinde varlığını sürdürmüştür.

3.1908’den sonra şairler arasında başlayan aruz hece tartışması, hecenin zaferi ile sonuçlanmış; ancak Divan Edebiyatı nazım ölçüsü olan aruzun da artık bir Türk şiir ölçüsü olduğu kabul edilmiştir.

 

4. Aruz ölçüsü daha çok Divan Edebiyatında kullanılır.

 

5. Aruzla yazılan ilk Türk eseri Yusuf Has Hacib’in yazdığı Kutadgu Bilig’dir.

 

6. Aruz XI. asırdan beri heceyle beraber kullandığımız ölçüdür. Bu ölçü zamanla Türkçe’ye en iyi şekilde uygulanmış. Mehmet Âkif, Yahya Kemâl, Faruk Nafiz gibi şairlerimizin elinde ustalıkla kullanılmıştır.

 

Not: Aruz ölçüsünün temeli, hecelerin uzun ve kısa olmaları özelliğine dayanır. Ölçünün doğru bulunması için önce mısradaki hecelerin değerinin tespit edilmesi gerekir. Aruz vezninde heceler iki şekilde değerlendirilir.
 

Açık / kısa heceler ( . ) ( v ) | Kapalı / uzun heceler ( – )

 

1.Açık / kısa heceler :

1. Ünlülerle biten hecelerdir.
2. Bu heceler aruz incelemesinde ( . ) ve ( v ) işaretleriyle gösterilir.
3. Açık – kısa hecelerin ses değerleri “yarım” kabul edilir.

 
2. Kapalı / uzun heceler: Tam ses değeri taşıyan hecelerdir.

 
1. Ünsüzlerle ve dilimize Arapça ve Farsça’dan geçmiş uzun ünlüler (â, î, û )’le biten hecelerdir.
2. Bu heceler aruz incelemesinde (-) işaretiyle gösterilir.
3. Kapalı- uzun hecelerin ses değeri “tam”dır.


Not 1: Arapça ve gelme Farsça’dan gelme uzun ünlülerle kurulan ( âb, ûl…) gibi iki sesli hecelerle; ( rûy, rûy, cûy…) gibi üç sesliler yerine göre, aruzda bir buçuk hece değerinde tutulur ve (- . ) işaretiyle gösterilir. Yine bu dillerden gelen iki ünsüz bitişik düzende olan (aşk, ahd…) gibi heceler de, yerine göre bir buçuk hece değerinde kabul edilir.

 

Not 2: dize sonundaki bütün heceler uzun – kapalı ( – ) hece kabul edilir. Yani dize sonundaki ses ister uzun ister kısa olsun, mutlaka uzundur.

 

1- Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak üzere üçe ayrılır.

 

2- Başlıca tef‘ileler şunlardır: Fa‘ (-), Fe ul (. -),Fa‘ lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- . -), Fe û lün (. – -), Mef û lü (- – .), Fe i lâ tün (. . – -), Fâ i lâ tün (- . – -), Fâ i lâ tü (- . – .), Me fâ i lün (. – . -), Me fâ î lün (. – - -), Me fâ î lü (. – - .), Müf te i lün (- . . -), Müs tef i lün (- – . -), Mü te fâ i lün (. . – . -)… Burada tef‘ilelerle parantez içindeki hecelerinin değerlerinin aynı olduğuna dikkat ediniz.

 

3- Aruz vezninde tef‘ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef‘ilelerde durgu yapılmaz.

 

4- Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.

 

5- Farsça tamlama eki olan “-i” ile “ve” anlamındaki “ü, vü” bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.

 

6- Medli heceler hafif bir “i, ı” sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşkden şeklinde söylenmelidir.

 

7- Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef‘ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef‘ile ise Fa‘lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef‘ile parantez içinde hemen altında gösterilir.

 

8- Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki birçok kişi İstiklâl Marşı’nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır.

 

9- Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazan eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.

 

Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece

 

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece

 

10- Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir.

 

11- Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin’in “Elhân-ı Şita” adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.

 

12- Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek mısraa bakarak vezin bulunmaz.

 

13- Bu kitaptaki Divan edebiyatına ait şiirlerin imale ve zihaf kusuru olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir.

 

14- Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır:

 

a) Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat ederek yazmalıyız.

 

b) Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tesbit edilir.

 

c) Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz.

 

d) Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür.

 

e) Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef‘ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef‘ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa’, Fe i lün, Fâ i lün gibi tef‘ileler sonda bulunur.

 

f) Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat etmelidir.

 

ARUZ KALIPLARIYLA İLGİLİ UYGULAMALAR


1. Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

 

Saçma ey gö/z eşkden gön / lümdeki od / lare su

 

_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

 

Kim bu denlü / tutuşan od / lare kılmaz / çâre su

 

_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

 

Fuzûlî

 

2. Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün

 

Dinle neyden / kim hikâyet / etmede

 

_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _

 

Ayrılıklar / dan şikâyet / etmede

 

_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ Nahifî

 

3. Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün

(Fâilâtün) (Fa’lün)

 

Hani ol gül / gülerek gel / diği demler / şimdi

 

. . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _

 

Ağlarım hâ / tıra geldik / çe gülüştük / lerimiz

 

_ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _

 

Mâhir

 

4. Feilâtün / Feilâtün / Feilün

 

(Fâilâtün) (Fa’lün)

 

Ne Süleymân / ne Selîm’in / kuluyuz

 

. . _ _ / . . _ _ / . . _

 

Hazret-i Rab / b-i rahîmin / kuluyuz

 

_ . _ _ / . . _ _ / . . _
Esrar Dede

 

5. Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

 

Anı hoş tut / garîbindir / efendi iş / te biz gittik

 

. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

 

Gönül derler / ser-i kûyun / da bir dîvâ / nemiz kaldı

 

. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

 

Hayâlî

 

6. Mefâîlün / Mefâîlün / Feûlün

 

Geçer firkat / zamânı böy / le kalmaz

 

. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _

 

Sağ olsun sev / diğim Mevlâ / kerimdir

 

. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _

 

Nâilî

 

7. Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün

 

Cihânda â / şık-ı mehcû / r[ı) sanma râ / hat olur

 

. _ . _ / . . _ _ / . _ _ _ / _ . _

 

Neler çeker / bu gönül söy / lesem şikâ / yet olur

 

. _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ . _

 

Şeyhülislâm Yahya

 

8. Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

Ağlatma / yacaktın yo / la baktırma / yacaktın

 

_ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _

 

Ol va'de / -i tekrâr[ı] / -be-tekrârı / unutma

 

_ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _

 

Esrar Dede

 

9. Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün

 

Gül hasre / tinle yolla / ra tutsun ku / lağını

 

_ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _

 

Nergis gi / bi kıyâme / te dek çeksi / n intizar

 

_ _ . /. _ _ . / . _ _ . / _ . _

 

Bâkî


Alıntıdır...


???6õzümdë 6özünü 6örmek iš+iyorum???

Çevrimdışı ea_aybike_ea

  • Moderatör Adayı
  • *****
  • Mesaj sayısı: 512
  • Rep puanı: 7
  • Cinsiyet: Bayan
  • Sen hariç kimse yok Sen de yoksun..
Uyak ve Ölçü
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2011, 21:40:11 »
ben bunların hepsini türkçe yazılısı yüzünden ezberledim
Bulabildin mi sonunda
Hep anlattığın o meşhur huzuru...

                             emreaydın
                 "E" ve "A"nın en güzel uyumu

Çevrimdışı tiryandafila

  • Moderatör Adayı
  • *****
  • Mesaj sayısı: 597
  • Rep puanı: 5
  • Cinsiyet: Bayan
  • RUHİ BUNALIM
Uyak ve Ölçü
« Yanıtla #2 : 13 Haziran 2011, 12:58:13 »
ben edebiyatı bu uyaklar ölçüler yüzünden sevemedim öğrenciye kalıplaşmış edebiyatlamı gelinir Fâilâtün fâilâtün fâilün   :D :D şiirler sayesinde seviyorum edebiyatı

my friend of me